Yıl 2020. Covid-19 namıdiğer Koronavirüs pandemisi yalanının tüm dünyaya yutturulmaya çalışıldığı insanın insandan hatta aile bireylerinin bile birbirinden kaçıştığı, hayatın evlere hapsolduğu, kişilere virüsün bulaşıp bulaşılmadığının HES ( Hayat Evlere Sığar ) kodları ile kontrol edildiği, misafirliğe gitmenin tarih olduğu, maskelerin prim yaptığı, maskesiz dolaşmanın yasak olduğu, televizyonlarda el hijyeni ile ilgili uzmanlarca programların yapıldığı, kolonya kullanımının sıklaştığı, toplu taşıma araçlarında ve devlet dairelerinde dezenfektan kullanımının zorunlu hale geldiği, kazara hapşıran kişilerin yan bakışlara maruz kaldığı âdeta tecrit edildiği, hastanelerde doluluk oranının zirve yaptığı, kimi insanların virüs korkusundan öldüğü, kimilerinin psikolojisinin bozulduğu, hastalığı atlayanlar da ise iç organlarında kalıcı hasarların oluştuğu, Koronavirüs testi pozitif çıkanların evlerinin emniyet şeridi ile karantinaya alındığı, haber bültenlerinde sağlık bakanı Fahreddin Koca’nın gündem ile ilgili açıklamalarının pür dikkat dinlendiği, insanların Koronavirüs aşısını sabırsızlıkla beklediği, adeta dünyada iken kıyametin fragmanının sahnelendiği çok sıkıntılı günlerden geçiyorduk. Kıyametin fragmanı dedim çünkü Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde: “İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.
O gün onlardan her birinin işi başından aşkındır.” ﴾ Abese süresi 34-37 ﴿
Görevde yükselme sınavı (G.Y.S) için Ankara’dayım. 2019 yılında sınav merkezi olarak Diyarbakır’da yapılan G.Y.S yazılı sınavı geçmiş mülakat için Ankara’ya çağrılmıştım. Niyetimde mülakat vesilesi ile ailece hem Ankara’yı gezmek hem de eş dostu ziyaret etmek vardı. Yani sözün özü bir taş ile iki kuş vurmuş olacaktım. Ailece Ankara’ya gidilecek Ankara’da ikamet eden eşimin yeğenleri; büyük ablasının çocuklarından polis memuru Ahmet ile Ona komşu olan kız kardeşi Fatma İnci’ye misafir olacaktık. Ayrıca fırsatını bulsam Dicle İlitam’da (İlahiyat tamamlama) tanıştığım Ankara’da ikamet eden zaman zaman telefon ile görüştüğüm arkadaşım Aziz (Ateş) beye de misafir olacaktık. Hem Aziz bey ile en son yaptığım görüşmede: – Hocam mülakat için Ankara’ya geldiğinde otele falan gerek yok gel bize misafir ol demişti. Koronavirüs ülkede aşırı panik havası oluşturunca diğer bazı sınavlar gibi mülakat tarihi de epey ertelenmişti. Koronavirüs pandemisi nedeni ile hayallerim suya düştü. Zira o sıkıntılı dönemde otellerde konaklamak bile birtakım kurallara bağlıydı. Eşe dosta misafir olmak ise mülakatta barajı geçmek kadar zordu. Ben de mülakat için Ankara ziyaretimi günübirlik planladım. Gezi ve ziyaretler için daha önce planladığım programlarımı Koronavirüs nedeni ile iptal ettim. Mülakat günü mülakat saatinden birkaç saat önce Ankara’ya ulaşılacak şekilde biletimi ayarladım. Mülakatın yapılacağı gün sabah erkenden Ankara’ya indim. Mülakat saatim öğleden sonra olmasına rağmen ben hemen bir an önce bu stresten kurtulmak için apar topar, yorgun, uykusuz bir şekilde başkanlığa mülakatın yapıldığı binanın önüne demir attım. Mülakat listesine geldiğime dair ismimin karşısına imzamı attım. Görevliye mümkün olması halinde beni öğleden önce mülakata almasını talep ettim. Zira sınav saatinde sırası geldiği halde gelemeyenler, yetişemeyenler de vardı. Ben, bir an önce üzerimdeki yükten, sınav stresinden kurtulmak için yorgun olduğum halde öğleden önce mülakata girerim ümidiyle orada bekledim.
Ben ders çalışmayı hele hele soru çözmeyi seven biriyim. Soru çözmek benim için hobidir. Ders çalışmayı son güne bırakan öğrencilerden olmadım. Aynı şekilde G.Y.S için de çok çalışmıştım. Anayasa, mevzuat, alan bilgisi vs. Konulara çalışırken mevzuatta müphem bir soru karşıma çıkmıştı. Başkanlığın mali işleri ile alakalı bir soru idi. Soru yüzeysel olarak cevaplanmıştı. Şu maddelere istinaden şöyle olur gibisinden. Bende o soruyu es geçtim. Detayı için araştırma yapma gereği duymamıştım. Ve hatta bana şöyle bir duygu da hasıl olmuştu; Bu kadar sorunun içinden bu soru mu bana denk gelecek, diye? Öğle mesaisi bitimine az bir zaman kala sıra bana gelmişti. Ve işte mülakattayım. Yorgun argın, uykusuz bir halde heyetin karşısındayım. Heyecan hat safhada. Her ne kadar kendi kendime psikolojik destek verdiysem de heyecan beni benden almıştı. Kendimi tanıttıktan sonra bir zarf çekmemi istediler. Masada dizili bir sürü zarf vardı. Ben de zarflara şöyle bir göz gezdirdikten sonra bismillah deyip bana göre sol tarafta ve biraz uzakta kalan bir zarfı çekip aldım. Bana zarfı açıp soruları incelememi söylediler. Zarfı açınca aman Allah’ım! O da ne? Ders çalışırken es geçtiğim soru da zarfın içinden çıkmıştı. “Ummadığın taş baş yarar” atasözü yerini bulmuştu. Hiç bozuntuya vermeden bana sorulan sorulara makul cevaplar vermeye çalıştım. Mülakat bitti, dışarı çıktım. Girdiği üniversite sınavında kendisinden emin olmayan öğrencilerin, Nasrettin Hocanın göle maya çalarken “ya tutarsa” mantığıyla hareket etmesi gibi bende bir beklenti içerisindeydim yani ümit var idim. Fakat sonuçlar açıklanınca mülakatı geçememiştim. Mülakattan 60 puan almıştım. Eğer 70 puan almış olsaydım hayatım değişmiş olacaktı. Eşimin senelerdir hayalini kurduğu şehir hayatı gerçekleşmiş olacaktı. Ama olmadı. Mutluluk bir yâr gibi hep nazlanıyordu. Bir mülakatı kazanmak veya kaybetmek olağandır. Sağlık olsun. Belki de mülakatı kaybetmem benim için daha hayırlıydı.
Acaba es geçtiğim sorunun mülakatta karşıma çıkması yıllardır cevabını merak ettiğim sorunun cevabı mıydı? Hep merak etmişimdir. İşleri hep ters giden birisi yer değiştirmekle bu kötü talihinden kurtulur mu? Yani şansızlığı, dertleri terk ettiği yerde mi kalır yoksa onunla birlikte gider mıydı? Es geçtiğim sorunun mülakatta karşıma çıkması bana şunu öğretti; kişinin şansı, kısmeti onun kaderidir ve onu bırakmaz onunla birlikte yol alır. Velhasıl kişi kıtalar da aşsa, ay’a da çıksa alınyazısı onu bırakmaz. Atalarımızın “Tebdîl-i mekânda ferahlık vardır.” Sözünün illaki bir hikmeti vardır. Ama ben kişinin kaderinin, kısmetinin kişinin gölgesi gibi kişiyi bırakmadığının kanısına vardım. Elden ne gelir ki. Osman dedemin ifadesi ile; “Kader, Tecelli, Olacak”...