(İÇİNİZDE KİM SUÇSUZSA İLK TAŞI O ATSIN?)
İşlediği yasak olan bir suçtan dolayı bir kadını Hz. İsa’nın huzuruna getirirler!
Hz. İsa’ya, kadının suçu ve cezası taşlanarak öldürülmesi olduğu için, ondan fetva ve izin isterler.
Hz. İsa, “Bırakın gitsin, Allah’tan mağfiret dilesin.” sözüne cemaat homurdanınca:
Hz. İsa, “Tamam, o zaman kadın suçunun cezasını çeksin!”
AMA?
“Yalnız içinizde hiç bu suçu ve bu günahı işlememiş biri ilk taşı atsın.” deyince,
Herkes birbirinin yüzüne, sonra yere bakarak arkalarını dönüp dağılmışlar.
Bir de halk deyiminde esprili bir kıssa vardır:
“Babam, babanı meyhanede görmüş.” hikâyesi.
Adam, “Doğrudur, benim babam içer, meyhoştur da senin babanın meyhanede ne işi varmış, ben onu merak ettim.” sözü.
Kimse bu piyasada, bu mecrada saf ve temiz değil. Kimse kimseyi suçlamasın. Herkes kendi defterini açıp şapkasını önüne koyup öz eleştiri yapsın.
Başta tüm taraftarlar ve taraftar grupları?
MESELA
Herkes transfer tahtası niye açılmıyor diye sorar durur.
Kimse transfer tahtası niye kapatıldı, kimler sebep oldu?
Kimse bu sebep olanlardan hesap sormaz, sorgulayamaz.
Herkes transferler niye gecikti veya daha niye yapılmadı diye merak eder ama?
Kimse son 3-5 yıldır beş kuruş peşinat vermeden bir maaşa ve prime bir sezon oynattım, transfer alacaklarını sezon sonuna bıraktım, bunu övünerek başarı olarak anlatıp sezon sonunda bir dünya borç bırakıp çekip giden zihniyetten hesap sormaz. Buna son başkan Saraçoğlu da dahil.
Herkes şu kadar borç devraldım diye veryansın eder de?
Kimse, “Kardeşim, sen o borcu kendi döneminde minimize mi ettin, yoksa senin döneminde borç ne kadar arttı?” diye hesap sormaz, sorgulayamaz.
Herkes delege tekeli ve keyfi delege silimi ve kaydını eleştirir.
Kimse 3,5 milyonluk şehirde 200-300 tane futbol ile alakası olmayan bu delege sistemini sorgulamaz.
Hatta oy kullanmaya bile gitmeyi cesaret edip gidemeyen delegeleri konuşup bu yapıyı sorgulayamaz.
Mevcut delege yapısının niye halka yayılmadığını; mülki erkân, STK’lar niye bu konuyu gündeme getirip bir türlü eyleme geçmediklerini kimse gündeme getiremez.
Saraçoğlu Başkan’ın kongrede Ferudun Geçgel gibi Urfaspor sevdalısı bir insanı şükran dileklerinde, ismini unutup yüksek perdeden heyecanla Ali Yasak Bey’e özellikle teşekkür ve şükranlarını iletmesi?
Ali Bey, Urfa için bir değer, saygın bir isim de iletebilir de ama “Ne alaka?” diyen insanlara cevabı?
Eski başkan Yetim’in kongre sonrasında sarf ettiği sözler.
Siyasette Kılıçdaroğlu’nun 6’lı masasını biliyorduk. Urfaspor’u dışarıdan yönetmek isteyen bir yuvarlak masanın olduğunu Yetim Başkan’ın sarf ettiği sözleri sayesinde öğrendik.
VE
Biz bu seçimde Hasan Avcı-Kemal Saraçoğlu yarıştı zannediyorduk. Meğerse perde arkasındaki seçimin kimler arasında olduğunu da bu vesileyle öğrenmiş olduk.
Saraçoğlu’nun kongre sonrası mahkemeye seçimin iptali ve kayyum talebi için dava açması.
Günaydın başkan, günaydın.
Bu tür kongreler ne ilkti ne de son olacak. Bunu en iyi yaşayarak bilenlerden birisin.
Saraçoğlu, bu talebi benim kayyum olarak atandığım dönemde vali beyin ve basının önünde, geçmişe dönük Urfaspor’un tüm defterlerinin incelenmesi konusunda yine sesli bir şekilde savcılara suç duyurusunda bulunmuştu.
Saraçoğlu Başkan, adama sormazlar mı: Başkanlık döneminde her şey ama her şey, geçmişteki tüm gelir giderler, harcamalar senin elindeydi. İtham ettiğin geçmişteki tüm yolsuzluklar için niye savcılara suç duyurusunda bulunmadın veya niye yapılan yanlışları sen spor kamuoyuna deşifre etmedin?
Şimdiki ağıtların timsah gözyaşları.
Velhasıl her başkanlığa gelen, makamı ağlama duvarına çevirip gelen gideni suçlayarak ve mülki erkân, bürokratlar, iş adamlarından para dilenerek bu işi nereye kadar götürürüm hesabı yapıyor.
“Benimki burada dursun, seninkiyle oynayalım.” göz açıklığına kaçıp günü kurtarma peşinde bu işi yapmaya çalışıyorlar.
Olan daima olduğu gibi yine Urfa ve Urfaspor’a oluyor.
Böyle başkanlık ve yönetim şeklini sizler değil, herkes yapar. Nasıl olsa ölü ve şivan sizin evinizde kopmuyor.
Deveye, “Niye boynun eğri?” diye sormuşlar.
Deve, “Doğru bir yerimi göster.” misali.
Böyle bir yapılanma ve Urfa futbolundan kalıcı bir başarı beklemek, tarlaya hıyar tohumu ekip mahsulün muz olarak çıkmasını beklemeye benzer.
Ara ara lokal başarılar olmaz değil.
Bir Faruk Çelik, Celalettin Güvenç, Salih Ayhan, Z. Abidin Beyazgül’ün yeni versiyonları zuhur ederse.
Siyaseten Urfaspor’a popülist yaklaşımları sayesinde kalıcı olmayan anlık başarı ve teselliler ile kendimizi avutur, biz çalıp biz oynamaya; Antep, Diyarbakır’ın arkasından daha çok konuşmaya devam ederiz.
Son söz: Urfaspor Kulüp Başkanı Hasan Avcı başkanıma; an itibarıyla bu filmde az görüntü vererek bir figüranı andırıyorsun.
Mutlaka hummalı bir çalışman, gayretiniz vardır ama!
Bu sessizliğin haklı olarak taraftarlarda korku, endişe ve düşünceye mahal veriyor.
Bu filmin senaristini, yönetmenini biliyoruz. Sen de artık başrol karakteri olarak her alanda hünerlerini göstermeye başla. Yoksa gidişat hiç hayra alamet değil. Bu filmin sonu acıklı bir trajediye dönüşmesin. Senin açından mutlu bitmesi temennimdir.
Umarım toplumun, camianın beklentilerine cevap olursun. Bu garip şehir ve tek sosyal aktivitesi olan Urfaspor camiası az da olsa senle, yönetiminle bir teselli bulur.
Sevgi ve saygıyla.