...Yine o senelerde memur alımı için yapılan sınavlara da girdim. Örneğin 1999 yılında ilk defa yapılan Devlet Memurluk Sınavına ( DMS ) girdim. Sınavda baraj 70 puandı ben 73 puan aldım. Hatırlıyorum da çok sevinmiştim. Hatta “oley” diye sevincimi belirtmiştim. Sınavın yapıldığı tarihte yeni evlenmiştim, işsizdim. Memur alımı için yapılan başvuru tercihlerine bin bir umutla bağlanırdım. Hasretle beklerdim yerleştirme sonuçlarını. Gözlerim postacının getireceği yerleştirme sonuçlarının olduğu zarfta olurdu. Heyecanla açardım zarfı. Her açtığımda; HERHANGİ BİR KADROYA YERLEŞEMEDİNİZ” ibaresi ile hayal kırıklığına uğrardım. Umutlarım başka alımlara devredilirdi. Ve bu senelerce böyle devam etti. Hiç umudumu kaybetmedim. Hep, “bir dahaki sefere” derdim. Bir daha ki sefere... Postaneden gelen sonuç belgelerinde ki “ HERHANGİ BİR KADROYA YERLEŞEMEDİNİZ” İbaresi yazılı belgelerden adeta bir koleksiyon yapmıştım. Kendi kendime şöyle demiştim; gün gelecek açılan zarfta şöyle bir ibare olacak; “A- KURUMUNA YERLEŞTİNİZ” Ben, sabırla senelerce postadan gelecek bu zarfı bekledim.

Yine aynı şekilde 2004 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavına ( KPSS ) girdim. Sınavda 078.646 puan aldım. Aynı şekilde hayaller, heyecanlar, umutlar, hayal kırıklıkları birbirini kovaladı. Ta ki 2006 KPSS sınavına kadar. Sınavda 086.553 puan almıştım ve ilk kırk bine girmiştim. Bu puan oldukça beni rahatlatmış fakat yaşım 30’a dayanmıştı. Girdiğim sınavlarda aldığım puanlar kademeli olarak yükselirken buna paralel yaşımda ilerliyordu. Bazı kurumlarda memur alımında yaş sınırı vardı. Sınavın ardından tercih kılavuzunda alanımla ilgili kadrolar için tercihlerimi yaptım. Aldığım puan yüksek olduğu için yerleştirilme umudum da yüksekti. Fakat sonuçlar açıklanınca yine hayal kırıklığına uğramıştım. Mutluluk bir kez daha nazlanmıştı. Benden düşük puan alanlar yerleşmiş ben ise açıkta kalmıştım. Ters giden bir şeyler vardı. Kafama türlü türlü düşünceler geliyordu. Benden düşük puan alanlar yerleştiği halde neden ben, yerleştirilememiştim? ÖSYM’ ye itiraz dilekçesi gönderdim. Gelen cevapta Program/Alan kodunu yanlış işaretlediğim bildirildi. Oysaki bütün bilgileri defalarca kontrol etmiştim. Meğer daha önceleri imam hatip okullarında Program/Alan “Sosyal Bilimler” olarak kaydedilirken daha sonraları “imam hatip okulu” olarak değişmiş. Gündemi takip etmediğim için sonuç bana pahalıya mal olmuştu. Kim bilir belki daha önceki tercihlerimde de alan/ bölüm kodunu yanlış işaretlediğim için atanamıyordum. Daha sonra yaptığım düzeltmenin ardından ek yerleştirmede açılan iki boş kontenjan için tercih yaptım. Sonuçlar açıklanınca ilk görev yerim olan Suruç Harmanalan köyü camiine imam hatip olarak atanmıştım. Tabii ki de ailece çok sevinmiştik. Adeta bizim için bayram olmuştu. 5 kişilik bir ailenin sorumluluğu omuzumdaydı. Düzenli bir gelirim yoktu. O kadar yokluğun, sefaletin, meşakkatin ardından kadrolu bir işim olmuştu. Elhamdülillah. Bu defa gözlerim postacının getireceği yerleştirme sonuçlarının yazılı olduğu zarftaydı. Postacı yerleştirme sonucunun olduğu zarfı getirecek ve ben yıllardır özlemle yolunu beklediğim zarfı sabırsızlıkla açtığımda karşıma şöyle bir ibare çıkacaktı; A- KURUMUNA YERLEŞTİNİZ. Ama olmadı. Yine hayal kırıklığı yaşamıştım. Yerleştirme sonuçlarını bilgisayardan baktığımda sorgu ekranında şöyle bir not yazıyordu. SONUÇ BELGESİ GÖNDERİLMEYECEKTİR. YERLEŞTİRİLDİĞİNİZ KURUMA BAŞVURMANIZ GEREKMEKTEDİR. O sene tasarruf tedbirleri kapsamında böyle bir karar alınmıştı. O sonuç belgesini hatıra olarak saklayacaktım. O sonuç belgesi ÖSYM nin aday işlemleri sisteminin arşivindedir. Zaman zaman sayfayı ziyaret edip o günleri yâd ediyorum.

İşte 1995 yılında liseden mezun olduktan sonra girdiğim birçok sınavın ardından ancak 12 sene sonra atanabildim. Postadan gelecek, içinde yerleştirme sonuçlarının olduğu zarfı senelerce hasretle beklediğim halde tasarruf tedbirleri kapsamında sonuç belgesi tarafıma gönderilmedi. Mutluluk, bir kez daha nazlanmıştı. Elden ne gelir ki. Osman dedemin deyişi ile ; “Kader, tecelli, olacak”...