Peygamber efendimiz (s.a.v) cemaatle namaz kılmaya büyük önem verirdi. Ashabı kiramdan görme engelli Abdullâh bin Ümmi Mektûm -radıyallâhu anh-: “–Yâ Resûlâllah! Medîne’nin zehirli haşereleri ve yırtıcı hayvanları çoktur. (Ben bu hayvanların zarar vermesinden korkarım, benim cemaate çıkmayıp evde namaz kılmama ruhsat var mı?)” dedi. Resûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- “–Hayye ale’s-salâh ve hayye ale’l-felâh’ı işitiyor musun? Öyleyse durma mescide gel.” Buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 46/553) Görüldüğü üzere Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-, her ne durumda olunursa olunsun, imkânları zorlayarak da olsa cemaate devam etmenin önemini vurgulamıştır.

Dahası camiye cemaate devam etmek kişinin gerçek anlamda mü’min olduğunun gösteresidir. Nitekim peygamber efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v): “Bir şahsın mescide devâm ettiğini görürseniz, onun îmanlı biri olduğuna şehâdet ediniz.” Buyurmuş ve: “Allâh’ın mescidlerini ancak Allâh’a ve âhiret gününe îmân eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler mâmûr eder (ihyâ eder). İşte doğru yola ermişlerden olması umulanlar bunlardır.” (et-Tevbe, 18) âyet-i kerîmesini okumuştur. (Tirmizî, Îmân, 8/2617)

Kâbe Allah’ın evi mesabesindedir. Camiler de Kâbe’nin şubeleridir. Allâh’ın evinde, O’na misafir olmak ne güzel bir duygu. Randevu almaya gerek yok, sıra bekleme derdi yok, üstelik ücretsiz. Gönül rahatlığıyla gir camiye, huşu ile kıl namazını ve sonra ferahlanan bir gönül ile dön işine, evine...

Ben camide iken mutluyum, huzurluyum, moralim yüksek, ruhen dinginim, halk dilinde; kafam rahat, modern çağın tabiri ile psikolojim yerinde. Unuturum derdimi, kederimi. Biliyorum ki derdim, ne kadar çok olsa da derdime çare bulacak, kimsesizlerin kimsesi yüce bir Rabbim var. İstiyorum ki herkes bu mutluluğu yaşasın. Hidayet et Allah’ım, İman lezzetini tüm insanlığa. Nasip et Allah’ım, tövbeyi, pişmanlığı, günahkar kullarına. İstiyorum ki yeryüzünde kötülük kalmasın. Akran zorbalığı olmasın mesela. Çocuğa, kadına şiddet haberleri düşmesin haber sitelerine. Hz. Nuh (a.s) zamanında ki gibi bir tufanla dünyamızda ki tüm kötüler, kötülükler yok olsun. Kendini kaybetmiş insanlığa bir ayar verilsin. Allah’ın kanunlarına dönülsün ve herkes cennetlik olsun. Allah’ın cenneti geniştir herkese yer var. Hani hz. Ebu Bekir (r.a) şöyle niyazda bulunmuştu; “Ya Rab! Benim vücudumu öyle büyüt ki, cehennemi doldursun da başkasına yer kalmasın.”

Ve işte camideyim, bir akşam vakti. Aylardan Kasım. Camilerimiz garip kalmasın. Günde bir vakit de olsa namazlarımızı camide cemaatle kılmaya özen gösterelim. Vesselam.