Bazıları bu ülkeyi dilleriyle sever. Bazılarıysa alın teriyle. Ama tarih, hangisinin gerçek olduğunu daima yazar. Tıpkı Filenin Sultanlarını yazdığı gibi.

Baksanıza yine aynı manzara. Bir tarafta milyar Euroları cebine koyup sahada yürümeye üşenenler, diğer tarafta tarifeli uçakla yurda dönen dünya şampiyonları.

Kim mi?

Tabi ki Filenin Sultanları!

Evet! Filenin Sultanları yine başardı. Yine bu millete umut oldu. Yine milyonlarca insanın göğsünü kabarttı. Ayrıca ne şov yaptılar ne de bahane ürettiler. Sadece sahaya çıktılar, mücadele ettiler ve alın terleriyle tarih yazdılar.

Filenin Sultanlarının yanında Ampute Milli Takımı'nı da unutmayalım. Belki en az konuşulan ama en büyük dersi veren onlar. Eksik olan uzuvları değil, bizim eksilen değerlerimizmiş meğer. Onlar her kupayla bunu yüzümüze vuruyor.

Peki ya Türk futbolu?

Yıllardır milyarlarca dolarla dönen bir düzenin kokuşmuşluğu gün gibi ortada.

Örneğin;

Bitmeyen hakem tartışmaları,

Bahis iddiaları,

Kulüp savaşları,

Makam kavgaları,

Televizyon ekranlarında ahkâm kesenler,

Futbolun üzerinden servet yapan ağababalar,

Kabadayı ve arkasında mafya olan hocalar,

Kabadayı federasyon başkanları

Cemaatçi Federasyon başkanları ve onların alkış memurluğunu yapan yağdanlıklar;

Sahi hiç utanıyor musunuz?

Bir dönüp Filenin Sultanlarına bakın. Bir dönüp Ampute Milli Takımı'nın formasındaki ter izlerine bakın. Belki orada kaybettiğiniz vicdanı ve onuru bulursunuz.

Eğer futbolu da aynı ahlakla, aynı disiplinle ve aynı liyakat anlayışıyla yönetebilseydiniz, bugün bu millet sadece voleybolda değil, futbolda da dünyaya meydan okuyor olurdu.

Ama olmadı.

Çünkü siz başarı üretmek yerine algı üretmeyi seçtiniz.

Emek yerine reklamı,

Liyakat yerine sadakati,

Şeffaflık yerine kapalı kapıları,

Sonra da çıkıp en önde "Bu ülkeyi çok seviyoruz." diyorsunuz. Buna kargalar bile güler. Siz sadece gücünüzü kaybetmemeyi ve devranınızı sürdürmeyi seviyorsunuz.

Çünkü;

Ülkesini seven, onu sadece diliyle sevmez.

Ülkesini seven, yaptığı işi temiz yapar.

Çocukların hayallerini kirletmez.

Sporu rant kapısına çevirmez.

Şampiyonluğu pazarlık masasına koymaz. Bunların hangisini yapmadınız sahi?

İşte bu yüzden bugün tüm alkışlar VIP salonlarından çıkanlara değil, tarifeli uçağın ekonomi koltuğunda ülkesine dönen kadınlara yükseliyor. Çünkü onlar bize bir kez daha gösterdi ki vatan sevgisi, göğsüne vurulan rozetten değil, alın teriyle kazanılan madalyadan anlaşılır. Sizler gibi eli cebinde millete racon keserek değil.

Sonuç olarak bazıları bu ülkeyi dilleriyle sever. Bazıları ise tıpkı filenin sultanları gibi alın teriyle. Tarih ise gerçek vatanseverin hangisi olduğunu daima yazar.