Geçen Gaziantep'ten dönerken istasyonda hızlı treni gördüm. Bir an durup baktım. Sonra aklıma Şanlıurfa geldi. Hani yıllardır geliyor denilen, ve her seçim döneminde yeniden raya konulan üstelik her mikrofon uzatıldığında yeniden hareket eden ama bir türlü Şanlıurfa istasyonuna ulaşamayan bizim hızlı tren.

Benim gibi birisi de bu konuyu kurcalayınca akıllı birileri çıkıyor. Müjde tren geliyor diyor. Sonra şakşakçı birileri alkışlıyor. Fotoğraflar çekiliyor. Sosyal medya paylaşımları yapılıyor. Ve manşetler atılıyor.

Sonrası mı?

Tabi ki sessizlik. Çünkü ne ihale konuşuluyor. Ne takvim açıklanıyor. Ne de temel atılıyor. Ama her dile getirilince aynı film, yeni afişlerle yeniden vizyona giriyor.

Düşünüyorum da aslında Şanlıurfa'nın sorunu belki de hızlı trenin gelmemesi değildir. Asıl sorun, gelmeyen treni gelmiş gibi anlatan siyaset anlayışı ve onlara bu zemini hazırlayan menfaatçi şakşakçı takımıdır. Ve bunlar yüzünden bu şehir de yıllardır yatırımlar değil, beklentilerle umut pompalanıyor. Hizmet değil, umut pazarlanıyor. Gerçekler değil, algılar dolaşıma sokuluyor. Ama bizim şakşakçılar oralı olmuyor. Çünkü menfaatleri bunu gerektiriyor. Bizim halkta bir türlü farkına varmıyor.

Eğer farkına varsa bilir ki demiryolu, sosyal medya paylaşımıyla yapılmaz. Lokomotif, basın açıklamasıyla yürümez. Raylar, kürsülerde atılan sloganlarla döşenmez. Çünkü bunların hepsi plan ister. Bütçe ister. Takip ister. En önemlisi de siyasi samimiyet ve dürüstlük ister. Bu tür güzel hasletlerin yokluğuna rağmen Şanlıurfa halkı yine de üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Sabretti, bekledi hatta inandı ve tam destek bile verdi.

Peki ya siz Şanlıurfalı siyasetçiler?

Sizler bu güvenin hakkını verebildiniz mi peki ?

İşte asıl düşünmeniz gereken soru budur.

Düşünün bugün Gaziantep hızlı trenle buluşmuşsa, bu tesadüf değildir. Bu şehir geleceğini planlamış, yatırımını takip etmiş, sonucunu almıştır. Şanlıurfa ise sayenizde hala belki bir gün gelir. Umudunun peşinde yürütülmektedir. Ve bunu da artık herkes lafla peynir gemisinin yürümediğinin farkına geç de olsa varıyor. Artık bu şehrin hızlı tren gelecek masallarına değil, kilometrelerce rayların döşendiğini görmeye ihtiyacı var. Müjdelere değil, tamamlanmış projelere ihtiyacı var. Süslü cümlelere değil, çalışan siyasetçilere ihtiyacı var. Çünkü hiçbir şehir, sahte alkışla kalkınmaz. Hiçbir yatırım, alkış sesinden güç almaz. Ve hiçbir siyasetçi, verdiği sözlerin hesabını vermediği sürece başarılı sayılamaz. Kısacası Şanlıurfa artık beklemek istemiyor. Şanlıurfa oyalanmak istemiyor. Şanlıurfa kendisine verilen sözlerin gerçekleşmesini istiyor. Ve Şanlıurfa yıllardır aynı peronda bekliyor.

Uzun lafın kısası sayenizde Hızlı Tren etrafımızdaki illere geliyor. Ama nedense bir türlü Şanlıurfa'ya uğramıyor. Geride kalan şehirler hızla ilerliyor. Türkiye büyüyor. Ama Şanlıurfa ise hala tren gelecek diye bekliyor. Beklerken de hep birlikte aynı türküyü söylüyor:

Tren gelir, hoş gelir.