Bir insanın sahip olabileceği en büyük eksiklik nedir diye sorulsa, çoğu kişi sevgisizlik, bilgisizlik ya da yoksulluk derdi.
Oysa toplumları içten çürüten asıl eksiklik vicdandır. Çünkü vicdan yoksa adalet susar, merhamet kaybolur, insan sadece kendi çıkarının peşinde koşan bir varlığa dönüşür.
Vicdan yoksunu insanlar genellikle yüksek sesle konuşurlar, haklı görünmek için çabalar, güçlerini göstermek isterler. Ama onların dünyasında başkasının acısı bir anlam taşımaz. Bir çocuğun gözyaşı, bir yaşlının yalnızlığı, bir emekçinin yorgunluğu sadece haber olarak kalır.
Bugün sokakta yere düşen birine dönüp bakmayanlar, haksızlığa sessiz kalanlar, çıkar uğruna dostluklarını satanlar çoğaldıysa bunun sebebi teknoloji değil, zaman değil vicdan eksikliğidir. İnsan modernleşti ama kalbi aynı hızla büyümedi. Daha çok kazanan ama daha az hisseden bir toplum ortaya çıktı.
Oysa vicdan sadece kötülük yapmamak değildir. Bazen susmamak, bazen paylaşmak, bazen de hiç tanımadığın biri için üzülmektir. İnsan olmanın yükü tam da burada başlar. Çünkü vicdan, kanunların yetişemediği yerde devreye girer.
Bir toplumda vicdan kaybolursa önce güven ölür. Sonra saygı azalır. En sonunda insanlar birbirine yabancılaşır.
Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey İnsan olmak sadece nefes almak değildir. Başkasının canını kendi canın gibi hissedebilmektir. Vicdanı olmayanın gücü olabilir, makamı olabilir, serveti olabilir; ama insanlığı eksik kalır.