İnsanlık tarihi, kendini vazgeçilmez sananların hikayeleriyle doludur. Kimi servetiyle, kimi makamıyla dünyaya hükmettiğini düşündür, saraylar yaptırdı, ordular kurdu. Ama zaman hepsinin üzerinden sessizce geçti. Geriye yalnızca birkaç satırlık tarih ve ibret kaldı.

Bu dünya Sultan Süleyman’a bile kalmadı

sözü, en yalın gerçeği anlatır. Hiçbir güç sonsuz değildir. En kudretli hükümdarlar, en zengin insanlar, en büyük devletler bile bir gün tarihe karışır. İnsan ömrü ise bu büyük zaman içinde bir damladan ibarettir.

Bugün insanlar makam, para ve hırs uğruna huzurunu kaybedebiliyor. Oysa sahip olduklarımız emanet, evler, arabalar, unvanlar bir gün başkasına kalacak. Kalıcı sandığımız şeyler aslında geçicidir.

Asıl önemli olan geride ne bıraktığımızdır. İnsanlar servetimizi değil, nasıl yaşadığımızı hatırlayacak. Bir gönle dokunduk mu, adaletli davrandık mı? Çünkü ömür bittiğinde hesabı kalan şey karakterdir.

Bu yüzden kendimize şunu sormalıyız: Bugün elimizden alınsa üzüleceğimiz şeyler gerçekten bize mi ait? Eğer bu dünya Sultan Süleyman’a bile kalmadıysa, bize kalacağını sanmak neden?

Şunu unutmamalıyız ki

Hayat, sahip olmak değil anlam bırakmaktır. İnsan, ardında bıraktığı iyilik kadar yaşar.