İnsan, çoğu zaman karşısındakini eleştirirken aslında kendini anlatır. Bir başkasının eksiğini aramakla meşgul olanlar, çoğu zaman kendi eksiklerini görmezden gelirler. Bu yüzden küçümseme, hakaret ve kibir güç göstergesi değil, iç dünyadaki boşluğun dışa vurumudur.

Ne gariptir ki herkes saygı görmek ister ama aynı saygıyı göstermekte cimri davranır. Herkes anlaşılmak ister ama anlamak için çaba harcamaz. Herkes değer verilmesini bekler ama başkalarının değerini görmezden gelir. Oysa insan ilişkilerinin temelinde karşılıklı nezaket ve empati vardır.

Bir insanın başarısı seni rahatsız ediyorsa, sorun o başarıda değil, senin ona bakışındadır. Bir başkasının mutluluğu seni huzursuz ediyorsa, eksik olan onun hayatı değil, senin iç huzurundur. Çünkü olgun insan, başkasının kazancını tehdit olarak değil, ilham olarak görür.

Hayat boyunca birçok insanla karşılaşırız. Kimi gönlümüzde güzel izler bırakır, kimi ise kırgınlıklar. Ancak günün sonunda hatırlanan şey sahip olunan güç, para veya makam değil, insanlara nasıl davranıldığıdır. Güzel bir söz bazen yıllarca unutulmazken, kırıcı bir tavır da aynı şekilde hafızalarda yer eder. Bu nedenle insan, önce kalbini güzelleştirmelidir. Çünkü dilin söylediğini kalp üretir. İçinde iyilik taşıyan insanın sözleri de davranışları da güzeldir. İçinde kibir taşıyanın ise ne bilgisi ne de makamı onu gerçekten değerli kılabilir.

Belki de en büyük erdem, insanlara tepeden bakmadan yaşayabilmektir. Herkesin bir imtihanı, bir hikayesi ve görünmeyen mücadeleleri vardır. Bunu bilen kişi yargılamak yerine anlamaya çalışır, kırmak yerine onarmayı tercih eder.

İnsan olmak kolaydır fakat insan kalabilmek büyük bir meziyettir. Gerçek değer de tam olarak burada ortaya çıkar.