İnsan, çoğu zaman hayatı sadece elinde tuttuklarıyla ölçer. Oysa bazen bizi büyüten şey, sahip olduklarımız değil, bizden alınanlardır.

Her kayıp acı verir. Çünkü insan alıştığına bağlanır. Bir insana, bir makama, bir mala, bir hayale. Kaybettiğinde ise ilk cümlesi hep aynıdır. Neden ben?

Oysa zaman geçtikçe anlarız ki her giden, eksilmek değildir.

Bazen bir kapının kapanması, yanlış yolda yürüdüğümüzün işaretidir. Bazen terk edilmek, hak etmediğimiz bir hayatın içinden çıkarılmaktır. Bazen yıkılmak, daha sağlam bir temel kurabilmek içindir.

Fakat zaman, her kaybın gerçek yüzünü gösteren en adil aynadır.

Bugün keşke dediğin bir olay, yarın iyi ki dediğin bir hatıraya dönüşebilir. Çünkü Allah'ın takdiri, insanın hesabından daha büyüktür. Biz sadece gördüğümüz kadarını biliriz, Allah ise görünmeyeni de bilir.

Bu yüzden her kaybın ardından isyan etmek yerine sabretmek gerekir. Belki seni aldatacak bir dosttan, seni tüketecek bir sevgiden, seni felakete sürükleyecek bir ortaklıktan ya da gururunu büyütecek bir makamdan korunduğunu henüz bilmiyorsundur.

İnsan bazen kaybederken kazanır. Bazen geriye düşerken aslında uçurumdan uzaklaşır. Bazen elinden alınan şey, kaderin ona uzattığı en büyük rahmettir.

Kaybettim diye üzülmeden önce şu soruyu sormak gerekir. Acaba Rabbim beni nelerden korudu?

Çünkü her kayıp bir son değildir. Kimi zaman bir özgürlük, kimi zaman ikinci bir şans, kimi zaman da yeniden doğabilmek için gerekli olan sessiz bir yıkımdır.