Düşünüyorum da kirlenmemek için çaba harcarken ne çok kirleniyoruz..
Ruhlarımız, kalplerimiz ve bedenlerimiz kirlenmesin diye ne büyük acılar çekiyoruz..
Peki değiyor mu..?
Tabiki değmiyor.
Ama yine de yapıyoruz.
Ve pis bir dünyanın temiz insanları olamıyoruz maalesef..
Bakın eskiden insanlık hukuka emanetti. Hukukun olmadığı yerlerde de vicdan insanlığın hizmetindeydi. Artık vicdan’ın öldüğü ve hukuk'un yok edildiği günümüzde kaybettiklerimizi yeniden kazanma ihtimalimiz var mı diye insan sormadan edemiyor.
Ne dersiniz çok mu zor ?
Aslında değil,
Bakın dünyaya kalbiyle bakanlar için bütün menzillerde insanlık vardır diye biliyorum.
Mesela her şeyin günü var da, yılda bir gün siyasetin konuşulmadığı, bütün televizyonların insancıl haberler yayınladığı, anaların ağlamadığı, sokakta kalan insanların ve hayvanların sıcak bir yuva bulduğu, açıların ekmek bulduğu ve doyduğu, zulümlerin olmadığı ve bütün politikacıların kendilerinden ziyade halkı düşündüğü ve sadece fıkra anlattığı bir gün kutlansa;
Özgürlüklerin yaşandığı bir gün olsa
-Adına da "toplumsal huzur günü" dense.
-Herkes gülse, eğlense.
-Çok mu zor yani.
Ne dersiniz.?
Ve bu günde de ..
İyi dileklerde bulunmayı ihmal etmeyelim ama riyakarlığı bırakalım.
İyi şeyler düşünelim, yapalım ve paylaşalım, Maddi ve manevi neyimiz var neyimiz yok bölüşelim.
-Mesela ekmeği,
-Mesela emeği,
-Mesela bir çiftçiden toprağın bereketini,
-Mesela bir öğretmenden sabırlı olmayı,
-Mesela bir askerden cesareti ve direnişi
Ve en önemlisi hayatı veya insan olmanın erdemi hatırlayalım
Ne dersiniz ?
Biliyorum umutlanmak güzel şey ama bunun dışında bize bir şey bırakmadılar sanki.
Bakın Kızıldereli kabile şefi oğluna yaşam dersi verirken şöyle der: "İnsanın içinde iki kurt devamlı birbiriyle savaşır. Biri yaşama umut, heyecan, keyif, şefkat, bütünlük, huzur, mutluluk, sevinç, paylaşım, hoşgörü, sevgi, neşe, saygı, özgürlük ile bakmanı sağlarken; diğeri de kızgınlık, öfke, suçluluk, korku, kaygı, yargı, umutsuzluk, nefret, kıskançlık, acı, hırs, rekabet, şüphe ve kederle bakmana yol açar. Ve bu iki kurt her gün savaşır." Şefin oğlu sora: "Peki baba, bu savaşı hangisi kazanır?" Kızıldereli şef tatlı bir gülümsemeyle, derin bakışlarını oğluna yöneltir ve güçlü bir ses tonuyla sevap verir: "Sen hangisini beslersen o kazanır.
Bizde yukarıda bahsettiklerimizi yapsak, bu geçici dünyanın insanları olsak ve onun için çaba harcasak, kalbimizi güzel duygularla beslesek ve temiz olsak diyorum. Veya dünya'nın küçük hesaplarıyla yok olmak yerine, dünya'ya bizi sonsuzluğa götürecek güzellikler bıraksak diyorum...
Ne dersiniz ?
Çok mu zor….