Nasıl da hızlı geçiyor bir farkında olsak.

Hayat bu,

Nasıl da hızlı geçiyor bir farkında olsak.

Bazen şaşırdığımız oluyor. "Ne çabuk geçti" diyerek üç saniyelik bir şaşkınlık ve sonra yürümeye devam ediyoruz. Ağır aksak, yürürken, ruhumuza ve bedenimize baskı yapan onca çöp yığını arasında yaşam mücadelesi veriyoruz. Hatta çoğunu da yaşamın gereğiymiş gibi omuzlarımızda taşıyoruz. Dert, tasa, stres hepimizin ruhunda. Oysa hafifletmek için taşıdığımız umudumuz, kalbimizden eksik etmediğimiz güzel bakma ve kafamızın içinde sürekli konuştuğumuz yalnızlığımız veya çaresizliğimiz. Kısacası dert ortağımız bunlar aslında.

Nedir mi derdimiz, tasamız ?

Tabiki ortak paydamız olan  Şanlıurfamız. Yani memleketimiz.

Eee “rıhetiye bak siyemi düştü memleketin derdi tasası” diyebilirsiniz amma sorumluluğumuz gereği onu da yapamıyoruz.

Bakın geçen gün bir vekilimizle sohbet şeklinde geçen bir toplantıdaydık. Şehir hastanesini, Troleybüsü, eski hastaneleri, memleketteki turistlerin istihdamını sağlamak için eksik olan alt yapı ve 6000 açığı olan yatak sayısının durumunu, Çevik kuvvet ve akabe yollarının durumunu, eğitimi, şehirleşmeyi vs. sordum.

Aldığım cevap bu Büyükşehir Belediye Başkanlığının tasarrufunda diye.

Düşünüm bir ara.

Biz nerede yaşıyoruz acaba.

Vekil sorduğumuz her soru için belediye başkanının tasarrufunda diyor. Ben bir şey dersem doğru olmaz diyor.

Peki Sayın Vekilim ne diye oradasınız ve bu memleket insanının vekilliğini nasıl yapıyorsunuz demezler mi adama. Bakın şehir içini geçtik. Komşumuz  Antep-Nizip arası taşımalı raylı sistem işini bile hal etti. Eller aya biz yaya mı kalacağız yine. Hep bahanelerin arkasına mı saklanacağız böyle. Ya da topu hep başkalarına mı atacağız. Göbekli tepe yılı bitti hala entegrasyon ve yatak açığı giderilemedi. Yıl bitti hala kavşaklar tamamlanamadı. Yıllar geçti hala Şehir hastanesinin temeli atılamadı. Ve troleybüs sorunu çözülemedi. Halbuki bu şehir hastanesi sevdasından vazgeçilse ve o para yüklenici firmaya kaptırılmasa (tıpkı troleybüs gibi) Maşukta, Sırrında ve Eyyübiye’nin ters tarafında akabeye yakın yerde 500 er yataklı hastaneler yapılsa ve şu anda hala daha niye tam olarak faaliyete sokulmayan eski hastaneler faal duruma getirilse sorun kendiliğinden çözülecek ama.

Nerdee diyorum sadece.

Sonra bir bakıyorsun aynı hafta içerisinde  başka bir vekilimiz çıkıyor müjde verir gibi. Bahçeli Evlere soluk aldıracak bir parktan yani beton yığınından bahsediyor kendi sosyal medya hesabından.

Neymiş efendim ?

Bahçeli Evlerde 3 katlı yeni bir otopark yapılacakmış. Hem de şu anda yeşil alan olan o üçgen parkın yerine. Ya da yanındaki gençlik merkezinin arkasındaki o güzelim arsaya.

Peki sormazlar mı size Sayın Vekilim.

Eski valiliğin önünü de park yaptınız. Kaç araç girip çıkıyor hiç sordunuz mu efendim. 

Ona da yok diyeceksiniz.

Urfa da yaşamıyor musunuz  sahi. Şu anda oto parkların fiyatı fahiş bir şekilde yüksek. Ondandan haberiniz yok.

Hadi ondan vazgeçtik. Bahçeli Evlerin her tarafı beton yığını. Bari orası yeşil alan olarak kalsın. Eğer bahçeli Evlere nefes aldırmak istiyorsanız. Yeşil alanları çoğaltın. Yolların sağına soluna o dubaları yerleştirenleri disipline edin. Yani oraya otopark yaptırılıp beton yığınına çevirerek nefes aldıramazsınız. Bu sevdanızdan vaz geçin. Ve Şanlıurfanın 81 il içerisinde 2019 yılında eğitimde 78.  yaşanabilir iller arasında da 55. sırada yer alıyor. Bunun nedenleri nelerdir diye kafa yorun bence.

Sonuç olarak hayatın ne kadar hızlı geçtiğini fark edip onunla yarışabilecek kadar güçlü olmalıyız aslında. Hem de sorunlarımızı alt edecek kadar güçlü. Ve  çabalamalıyız. Gördüğümüz, yanından geçtiğimiz, konuştuğumuz, dokunduğumuz, sevdiğimiz, sevemediğimiz herkesle her vatandaşla paylaşmalıyız memleketimizin bu sorunlarımızı. Sonrada kafamızı o gömdüğümüz kumdan kaldırıp, dünya'nın küçük hesaplarıyla yok olmak yerine, dünya'ya bizi sonsuzluğa götürecek güzellikler için çaba göstermeliyiz hep birlikte. Yoksa memleketin dokusuna uymayan şeyleri müjde gibi, hikaye dinler gibi ağızlarına bakar ve ne dediklerini anlamadan her zamanki gibi alkışlarız siyasilerimizi. Unutmayın bu memleket hepimizin, senin, benim ve  herkesin diyor. Saygılar sunuyorum..