Geçenlerde ışıklarda dururken bir çocuk yanıma yanaştı. Bozuk Türkçesiyle abi su ister misin diye ? Baştan aşağı süzdüm çocuğu. Bu sıcakta ayakta bile durmanın zor olduğu bu öğlen saatinde ayağında ayakkabı sayılmayacak derecede...
Geçenlerde ışıklarda dururken bir çocuk yanıma yanaştı.
Bozuk Türkçesiyle abi su ister misin diye ?
Baştan aşağı süzdüm çocuğu. Bu sıcakta ayakta bile durmanın zor olduğu bu öğlen saatinde ayağında ayakkabı sayılmayacak derecede bir çıplaklıkla o asfaltın üzerinde arabalar arasında dans edercesine su satmakla meşguldü canı pahasına.
Niye bu saate buradasın dedim.
Abi mecburum dedi. Babam işsiz. Eve bir şeyler götürmek zorundayım dedi. O arada yeşil ışık yandı ve beni aldı bir düşünce seli.
Sahi biz nereye sürükleniyoruz?
Zalimlerin zulasında daha neler var ?
Bu çocuklara bakışımızda bile bütünlük yok. Niye çoğumuzun umurunda değil ?
Canlar gidiyor.
Bundan daha dramatik bir görüntü olabilir mi?
Ve Hangi soysuz eylemler bekliyor bizleri ve bu çocukları diye kendime soru sormaktan alıkoyamadım? vs…
Aslında mesele ülke meselesi, mesele insanlık meselesi ama her fert üzerine düşeni yapmalıdır. Çünkü bu çocukların içindeki sahipsizliğin boşluğunu ne para, ne siyaset ne yalan dolduramaz.
Bakın bu çocuklara, özgür olmaları, iyi eğitim almaları her şeyden önemlisi güzel bir memlekette güzel yaşaması gereken bu çocuklar,
Büyürken kendilerini en iyi biçimde ifade etmelerine rehberlik edeceğimiz ve sahip çıkacağımız bu çocuklar,
Yaptıkları hataları kırdıkları potları en kolay bağışlayacağımız bu çocuklar,
Teknolojik dünyanın oyuncağı olan bu çocuklar,
O çocukların bulundukları mahallenin dışına çıkamayacak kadar masumiyetten mahrum büyüklerden korkan bu çocuklar,.
Her gün cinsel istismara uğrayan bu çocuklar su satıyor asfaltlarda.
Ve bu hayatın çocuklara karşı kulaklarının tıkalı olması gücüme gidiyor.
Artık yasaların daha etkili olmasını bekliyorum.
Çünkü yarının İLİM adamı da, BİLİM adamı da ve FİLİM adamı da onlardan çıkacaktır.
Sonuç olarak çocukların olmadığı yerde hiçbir şey yoktur! Gelecek bile.
Çünkü hayatı anlamlı kılan çocuklardır. O çocukları su gibi duru ve temiz ve gelecek kaygısından arınmış olarak görmek istiyorum. Onlar sattıkları su gibi azizdir diyorum ve naçizane bu ezilmiş çocuklarla ilgili şiirimi ilginize sunuyorum.
KUSURA BAKMA ÇOCUK
Kusuruma bakma çocuk
Seni anlayamadılar.
Kusuruma bakma anlatamadım iste seni .
Ya Alfabem eksik kaldı seni anlatmaya,
Ya harflerde eksiklik vardı.
Ya da sen her şeye fazla geldin.
Anlatamadım işte.
Oysa bütün mazlum coğrafyaları kuşatacak kadar büyüktü yüreğin.
Herkese yer vardı. ...
Gülüşün tek şifaydı gönüllerdeki şu amansız hastalığa.
Anlayamadılar işte çocuk..
Sen üzülme..
Çok fazlada gözyaşı dökmene gerek yok artık.
Sen sadece şunu bil.
Ayıp edenin
Günah işleyenin
Güzel yaşamak hakkı senindir çocuk .