Bu aralar yine herkes bir birine sallamakta. Ben iyiyim. Sen kötü muhabbeti alabildiğini kızışmış durumda.

  Bu aralar yine herkes bir birine sallamakta. Ben iyiyim. Sen kötü muhabbeti alabildiğini kızışmış durumda. Sahi bunun kıstası nedir. Yine iyi ile kötüyü tarafgirliğimiz mi çözecek acaba. Yoksa başka bir yol mu bulunacak.

Bakın para ve makam hırsının ideolojik bir salgın hastalık haline geldiği, sömürülmenin kapısının ardına kadar açık bırakıldığı, bir tas su, iki dilim kuru ekmekle günü geçiren anaların ahlarını duymuyoruz artık. Bir yandan dilenen, öte yandan ders çalışan sokakların müdavimi çocuklara ve kadınlara dönüp bakmıyoruz bile. Karda kışta evsiz barksız kalanları görmüyoruz.

Yani neresinden bakarsak bakalım, zalimin inşaatı sadece çirkinlik ve hakkı olmayanın peşinde koşmak üzerine.

Çünkü  bu ülke; iltihaplı insancıklarından

-Kurtlanmış pislik adamlarından

-Mazlumları depresyon ilacı olarak kullanan yöneticilerinden

-Ve ağızlarına çimento dökülmesi gereken boş gazeteci yorumcularından çoktan kurtulmalıydı.

Ya da kendilerinin hatalarını anlamalarını bekleyeceğiz bu zatlardan.

-Bugün işledikleri haksızlıklardan kendilerine ganimet olarak ayırdıkları bir santimetrekarelik arsa, bir gün mutlaka hayatın onlarla ödeşeceğinin resmi olduğunu.

-Paranın ve betonun yenilmediğini,

-Hiç kimsenin çıkacakları bu yolculukta öbür tarafa hiç bir şey götüremeyeceğini bilmeleri gerekiyor.

Ve bu çıkacakları yolculuk öyle bir yolculuk ki bagaj alınmıyor.

-Paraya ihtiyaç duyulmuyor.

Kısacası bu yer Avukatların değil, vukuat’ların söz sahibi olduğu yer.

Bu yerde şöyle  der; cebinizdeki bollukla, şerefinizdeki yokluğu ödeyemez siziniz.

-Keşke bu kadar çalmasaydınız.

-Hatta hiç çalmasaydınız denilecek bir yer ve makam.

Sonuç olarak kim iyi kim kötüden ziyade gerçeği anlamanın önündeki en büyük engelin gerçek kılığına girmiş yalanlara son vermeden kaybedilen değerleri kazanmanın o kadar kolay olmadığıdır. Esas sorun bu. Geç kalınırsa eğer bu gidişle bu günleri bile arayacak duruma geleceğiz inanın.