Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir cümle var. Gençlik nereye gidiyor? Bu soru, sadece bir serzeniş değil aynı zamanda derin bir endişenin ifadesi. Özellikle artan şiddet olayları, bu soruyu daha da yakıcı hale getiriyor. Sokakta, okulda, sosyal medyada.Şiddet artık gençlerin hayatında sıradanlaşma tehlikesiyle karşı karşıya.

Yakın zamanda Siverek’te bir okulda yaşanan ve toplumda derin bir yara açan saldırı da bu endişeyi daha da büyüttü. Eğitim yuvası olması gereken bir yerde yaşanan bu trajedi, sadece bir olay değil aslında uzun süredir biriken sorunların acı bir yansımasıdır. Bir öğrencinin ya da bir gencin bu noktaya nasıl geldiğini sorgulamadan, sadece sonucu konuşmak eksik kalır.

Peki, gerçekten gençlik mi değişti, yoksa biz mi onları anlamakta geri kaldık?

Bugünün gençleri, geçmiş kuşaklara göre çok daha fazla uyarana maruz kalıyor. Dijital dünyanın sınırsız içerikleri, şiddeti kimi zaman normal, kimi zaman da güç göstergesi olarak sunabiliyor. Bir tartışmanın çözümü olarak konuşmak yerine vurmayı, kırmayı, yok etmeyi öğrenen bir gençlik tablosu, aslında bize ayna tutuyor. Çünkü gençler, içinde büyüdükleri toplumun bir yansımasıdır.

Aile içinde şiddetin normalleştiği, televizyonda ve sosyal medyada öfkenin ödüllendirildiği, sabrın ise zayıflık olarak görüldüğü bir ortamda yetişen bir gençten ne bekleyebiliriz?

Öte yandan, gençlerin yalnızlığı da göz ardı edilmemeli. Anlaşılmadığını düşünen, kendini ifade edemeyen, duygularını bastıran bir genç zamanla öfkesini farklı yollarla dışa vurabilir.

Siverek’te yaşanan o acı olay da bize şunu hatırlatıyor. Gençleri sadece başarılarıyla değil, duygularıyla da görmek zorundayız. Onların öfkesini bastırmak yerine anlamaya çalışmak, yalnızlıklarını görmezden gelmek yerine yanında olmak gerekir. Aksi halde, bastırılan her duygu bir gün beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabilir.

Ancak burada durup sadece gençleri suçlamak büyük bir haksızlık olur. Eğitim sistemi, aile yapısı, medya dili ve toplumsal değerler bütünüyle sorgulanmalıdır. Gençlerimizi şiddetten uzaklaştırmak istiyorsak, onlara sadece yapma demek yetmez yerine ne koyacaklarını da öğretmemiz gerekir.

Belki de soruyu değiştirmek gerekiyor.

Gençlik nereye gidiyor? yerine,

Biz gençliği nereye götürüyoruz?