Hafta sonu sınavda görevliydim. Otobüsteki gençlerin o uygunsuz, umursamaz ve her türlü nahoş kelimeleri kullanma hayasızlığından tutunda, büyüklere özellikle de hasta, hamile ve çocuklu kadınlara yer vermemeye kadar giden bir hadsizliğin içerisinde olduklarını görmek ziyadesiyle üzdü beni. Herkes güya telefonuna konsantre olmuş bir şeyler bakıyor havasında. Oysa eskiden konuşmak için parmak kaldırmak gerektiğini öğreten bir eğitim sistemimiz vardı. Küçükleri sevmek büyükleri saymak. Tedavülden kaldıralı çok olmuş maalesef.

Sonra görev yerimin olduğu kampüse gittim. Geçmişi en fazla 3 yıla dayalı bu kampüste koridora girdiğimde karşılaştığım ilk şey bu sıcaklarda soğutma sisteminin olmamasıydı. Hadi sınıflarda belki klima taktırmışlar diye düşündüm. Sınıfa geçtiğimde gördüklerim karşısında küçük dilimi yuttum. Cephesi güneşe karşı olan bu sınıflarda klimayı geçin yarım yamalak kırmızı perdelerin dışında duvarlar bom boştu. Bu sıcakta ve iklimi belli olan Şanlıurfa’mızda demek ki eğitim ilk hedefimiz değilmiş. Eğer ilk hedefimiz olsaydı. Yetkililer, kontrolörler veya yönetimler bu olayı kabullenir miydi. Veya veliler bu sefil duruma sessiz kalırlar mıydı.

Demek ki çoğunluğumuz çocuklarımız adına ya parmak kaldıramadı ya kaldırmıyor veya umursamıyor eğitimi. Anladım ki gündemi ensesi kalınlar belirledi. Onlar para ve popülerlik uğruna ortak noktada buluşup çocuklarımızın geleceğini yediler. Hani Atatürk "Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz." Ama bu şekilde her hangi bir istikbalden bahsedilmesi bana pek mümkün görünmedi.

O esnada okulda görevli polis arkadaşlarla konuşma fırsatım oldu. Öğrenciler sınava girdikten sonra haliyle onlarda nöbetlerine devam ettiler. Bugün öğrenciler çıktıktan sonra sizde eve gider dinlenir. Yarın sabah dinç bir şekilde göreve gidersiniz dedim.

İçlerinden biri acı acı gülümseyerek; bizim için hayal dedi.

Şaşırdım neden hayal olsun zaten bugün için görevinizi yaptınız.

Başka bir polis memuru arkadaş söze karıştı. Akşama yine görevdeyiz dedi. Yanındaki diğer polis memuru arkadaşlarda sözleri ve bakışlarıyla onayladı bu durumu.

Üzüldüm tabi ki. Demek ki herkesin görev şansı farklı oluyor. Onların şimdiki zaman masallarında bile pasta yoktur. Ekmekçi kadın vardır. Ekmeğini taştan çıkaran adam vardır.

Sızlanmak yoktur. İliklerine kadar mücadele etmek vardır. Daha da önemlisi işareti inanç. Parolası dayanışma olan ortak nöbetin ve birbirlerine omuz vermişliğin yansıması vardır.