Devir değişti.

O delikanlı ruh, eşitlik ilkeleri falan mazide kaldı.

Ayrıca haksızlık uçurumunun büyümesine kimse ses çıkarmıyor. Bundan sonra "şartlar eşit değilse kazananlar kazanmış sayılmazlar" desek ne yazar.

Bakın önce ekmekler bozuldu sonra insanlar. Meslek onurunu satanlar üçüne beşine bakmıyor artık, kendi leşine bakıyor.

Örnek mi?

Bebek mafyası hala hafızalarda

Sonrası naylon fatura beltur da ve hepsi ispatlı. Hepimizin hak gaspı.

Şimdide sahte diploma. İlk belirlemelere göre 400 adet sahte diploma. Yani bilim ve ilim adamları filim adamı olmuş. Şimdi halk olarak hangisinin ilmine güveneceğiz. Yani Ahmet Kaya’nın dediği gibi nerden baksan ahmakça. Gel de sade vatandaşa bunun masumca olduğunu anlat. Diğer yandan gerçekleri dile getirmekten korkar olduk. Baştan sona menfaat uşağı troller ordusu. Bunların sürekli yellenen nefret yangınları ve korkunç ihtirasları inanın orman yangınlarından daha tehlikelidir.

Bakın sevgili yetkililer,

Kendinden olmayanı yok etmek üzerine kurulu bir dünyada kimsenin kimseye bir damla su vermeyeceği gerçeği ortadayken, "ortada kuyu var yandan geçin" diyeceğim ama eski kuyular şimdi ağızları irin kokan insanlardan bin kere daha emniyetli! Meselenin özü; değerlerimiz gümbürtüye gitti, döneceği de şüpheli. İhtimaldir ki birileri kara para kasalarının içine kilitlemiştir.

Kısacası Murathan Mungan’ın dediği gibi;

Bu daracık insanlar.

Bu köşe başı yağmacıları.

Soluksuz kalmış, bir lokmacık gökyüzüne bile sahip olamayan bu insanlar!

Bu kudurgan cehalet!

Bu bayağılık!

Bu yozluk ve bu ilişki mezbahaları

Bu sınırlılık boğuyor beni.

Ya sizi…