Bir zamanlar göz göze gelmenin bir anlamı vardı bir tebessüm, bir selam, bir nasılsın gerçekten gönülden sorulurdu. Şimdi herkes birbirine rol yapıyor; samimiyetin yerini çıkar, içtenliğin yerini hesap aldı insanlar artık duygularını bile filtreliyor tıpkı fotoğraflarını süsleyip paylaşır gibi.

Bir iyi misin bile yapmacık geliyor artık çünkü cevabı duymak isteyen yok herkes kendi sahnesinde, alkış bekleyen bir oyuncu. Dürüstlüğe yer kalmadı insanlar doğruları değil, duymak istediklerini söylüyor.

Samimiyet eskiden bir meziyetti, şimdi ise safça bir davranış gibi görülüyor gerçek olmak aptallık sayılıyor bu çağda kırılmamak için yalanlara sarılıyoruz, yalnız kalmamak için sahte dostluklara katlanıyoruz.

Oysa samimiyet, insana güven gibi bir sıcaklık verir yürekten söylenmiş bir söz, en karanlık günü bile aydınlatabilir ama artık o ışık sönüyor insan ilişkilerinde doğallığın, içtenliğin, dürüstlüğün soyu tükeniyor.

Belki de yeniden başlamalıyız basitçe, içten bir merhaba ile yapmacıklığın gürültüsünü susturup, kalpten gelen sesleri duymak için. Çünkü samimiyetin bittiği yerde insanlık da yavaş yavaş kaybolur.