Geçmişe baktığımızda yaşamın, insanların ve değerlerin ne kadar değiştiğini fark etmek kaçınılmaz. Eskiden insanlar arasında bir sıcaklık, bir samimiyet vardı. Güven, saygı ve paylaşmak en doğal davranışlardı.
Mesela, eskiden aileler küçük evlerde, büyük gönüllerle yaşardı. Sobanın etrafında toplanır, birlikte sohbet eder, kahkahalarla günü kapatırlardı. Misafirler her zaman evin bir parçası olurdu şimdi ise üç odalı evlerde bile herkes kendi odasına çekilmiş, yalnızlığı tercih eder hale geldi.
Komşuluk ilişkileri de bambaşkaydı. Komşunun sevinci, üzüntüsü bizim de sevinç ve üzüntümüzdü. Bir yardım, bir paylaşım, bir destek her zaman yanımızdaydı. Mahallede bir vefat olduğunda üç gün boyunca televizyon susturulur, acı birlikte hissedilirdi.
Eskiden insanlar birbirini küçümsemez, sınıflandırmazdı. Şimdi ise ego ve bireysel başarı hırsı çoğu zaman insani değerlerin önüne geçiyor. Çocuklar sokaklarda misket oynar, ip atlardı, topaç çevrilirdi. Teknoloji bu doğal oyunları elimizden aldı. Tabletler, telefonlar, ekranlar çocuklarımızı adeta esir aldı.
Eskiden lüks bir yaşam yoktu ama gönüller dolu, gözler tok ve insanlar birbirine saygılıydı. Fikir ayrılıkları, parti farklılıkları, takım tutkusu bile iletişimi bozmazdı. Tartışmalar kavgaya dönüşmez, insanlar birbirini dinler, saygıyla karşılık verirdi.
Şimdi düşünüyorum da...
Neden eskisi gibi hiçbir şey güzel değil? Çünkü toplum olarak değerlerimizi, geleneklerimizi ve en önemlisi insanlığımızı kaybettik.
Belki de bir gün, geçmişin sıcaklığını ve samimiyetini tekrar yakalayabiliriz. O gün gelene kadar, hatırlamak ve yaşatmak yeter. Sağlıcakla kalın.