Her mesleğin ve meslek grubunun kendilerine göre sorunları vardır. Biz mali müşavirlerin ise saymakla bitmeyen sorunları vardır. Bunlardan biri de tahsilat sorunudur. Tahsilat; bir işletmenin sunduğu mal ve hizmetler için müşterilerinden borçlarını toplamasıdır. Evet, biz mali müşavirler somut bir mal satmıyoruz ancak hizmet satıyoruz. Çeşit çeşit beyanname veriyoruz. Yılın belli dönemlerinde gece geç saatlere kadar mükelleflerimizin işlerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Mükellef ile kamu idaresinin arasındaki köprünün selameti için mücadele veriyoruz. Vergi incelemelerinde mükellefe refakat ediyoruz. İşimiz saymakla bitmez, derya deniz.
Bir kesim mükellefte şöyle bir algı var: Mali müşavir benim kamu kurumlarıyla olan tüm işlerimi yapmalı ve takip etmeli. Mali müşavir es kaza itiraz ettiğinde ise, ya defterini almakla ya da komşunun mali müşaviriyle tehdit edilir. Bu meslekte en çok kazanan üstadımızda da, yeni başlayan meslektaşımızda da bu muamele maalesef değişmez. Hamasi söylemlere hiç gerek yok bence.
Mükellef telefon açtığında elimizde telefon hazır cevap vermemizi bekler. Herhangi bir evrak vs istediğinde anında gönderilmesini ister. Aynı evraklar defalarca istenir. Ertelemeye, unutmaya gelmez. Bankaya mali verileri acil gönderilmelidir. Karşıt inceleme tutanağı geldiğinde ticari ilişkisinin bozulmaması ve ticari faaliyetinin devamlılığı için hemen kargoya verilmelidir. Mükellef adına herkesle muhatap olmamız beklenir. Telefon numaramız mükellefin işyerindeki çalışandan tut, işyerine mal taşıyan kamyon şoförüne kadar dağıtılır.
Peki, neden böyle? Kim böyle yaptı da, bu meslek bu hale geldi? Her işinin en başta sorunsuz yapılmasını bekleyen mükellef ücretini neden ödemek istemiyor? Neden en sona mali müşavirin ücreti erteleniyor? Günümüzün bir bölümü neden ücretimizi tahsil etme çabasıyla geçiyor? İlla bir bahane mi söylememiz gerekiyor, o ücreti zaten hak etmemiş miyiz? En amiyane tabirle neden alacağımızın dilencisi oluyoruz? Bir kesimin tabiriyle neden yılda üç beş atılan, bir meslek mensubu oluyoruz? Bu soruları böyle sakız gibi uzatabiliriz.
İki ay kadar önce Türkiye genelinde meslek odası seçimleri yapıldı. Şehirler, listeler ve isimler farklıydı ancak tahsilat sorunu ortak paydaydı. Bakalım verilen sözler tutulacak mı yoksa bir sonraki seçime kadar unutulacak mı? Tahsilat sorunu çözülmeden bu meslek sürdürülebilir olmaktan çıkacak, bunun da artık görülmesi gerekir.