Faruk Çelik'i Haziran 2015 genel seçimlerinden hemen sonra köşeme misafir etmiş ve yılın en başarılı siyasetçi ödülüne layık gördüğümü ifade etmiştim. Yine altını çiziyor ve diyorum ki, Faruk Çelik Türkiye'yi yönetebilecek...

Faruk Çelik’i Haziran 2015 genel seçimlerinden hemen sonra köşeme misafir etmiş ve yılın en başarılı siyasetçi ödülüne layık gördüğümü ifade etmiştim. Yine altını çiziyor ve diyorum ki, Faruk Çelik Türkiye’yi yönetebilecek bilgi birikimine ve yeteneğe sahip bir siyasetçidir.

Hataları yok mu? Beşer olduğuna göre mutlaka onunda hataları olmuştur, olacaktır ve bu hatalar insan olmanın bir gereğidir. Siyaset Bilimci kimliğimiz gereği tüm siyasetçileri yakından takip eder, çevresini, ekibini ve elini sıktığı tüm isimleri masaya yatırarak analizlerde bulunuruz. Siz çok dürüst olabilirsiniz, yemeyen ve yedirmeyen bir siyasetçi de olabilirsiniz. Peki ya yanınızda ki, ya destek verdiğiniz isimler sizden bihaber yiyor, yediriyor ve yolsuzluklara bulaşıyorsa! İşte sorun burada , hiç farkında olmadan bir bakmışsınız ki sizi resmi rant mafyasının baş rol oyuncusu olarak sahneye almışlar bile. Artık farkındalık önemini yetirmiş, algı zihinlerde yer etmiştir bir defa.. Siz ne kadar ak-pak olduğunuzu düşünseniz de, bir kere sizi yolsuzluk bataklıklarına çekmişlerdir. Bu anlamda başarılı siyasetçimize küçük ve naçizane bir önerim olacaktır. Çevrenize dikkat!

Ve, Faruk Çelik başbakanlık için ismi geçen diğer arkadaşlardan çok daha tecrübeli ve liderlik vasıflarına sahip bir siyasetçidir. Binali Yıldırım ve Bekir Bozdağ isimleri ise bizim temennimiz olan Faruk Çelik’in dışında daha avantajlı gözüken siyasi isimler. Düşünün! Urfa milletvekili Başbakan Faruk Çelik. Kulağa hoş geliyor değil mi?

Muhalif Kalemler Kötü Gün Tellallığı Yapmamalı

Şimdi gelelim son iki gündür adeta siyasi depresyon yaratan istifa sürecine. Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu istifa ediyor ve MKYK toplantısında açıklanan olağanüstü kurultay da genel başkanlığa aday olmayacağını ifade ediyor. Karar anından itibaren ise gözler, kulaklar, algılar ve siyasi duygular tüm benliğiyle 22 Mayıs’a kilitleniyor. .

Muhalefet ve aleyhte tüm yazarlar AK Partinin çatırdamaya başladığını, dağılma sürecine girdiğini ve ANAP’ın kaderini yaşamaya mahkum olduğunu bayram havasında manşetlerden vermeye başlıyorlar. İnanın izler, dinler ve okurken kendimi gülmekten alı koyamıyorum. Yılların yazarları, yılların tecrübeleri ve güvenilir bildiğimiz kalemler sırf R. Tayyip Erdoğan’a duydukları kinden dolayı kalemlerini anlamsız satırlara alet edebiliyorlar. Karşımda olsalar, siz yazdıklarınıza inanıyor musunuz? Diye sorardım. Kötü gün tellallığı ancak bu kadar acemice yapılabilir.

Muhalefet Partileri Şok Yaşıyor

AK Parti siyasi tecrübesini yine konuşturdu ve muhalefet partilerine devrim niteliğinde bir darbe gerçekleştirdi. Emin olun ki muhalefet partilerin tümü yapılan sessiz inkılabın farkında, olası yeni bir seçimde nal toplamakta dahi zorlanacaklarını çok iyi biliyorlar. Sinirleri, asabileşmeleri ve depresif hareketleri işte bundandır.

AK Partide ne çatırdama, ne kayma ne kopma ne ayrışma nede anlaşmazlık var. Yapılan siyasi hareket bilinçli, programlı ve de çok zekice yapılmış bir siyasi hamledir. Muhalefet liderleri çivi misali çakılı kalmış oldukları makamları terk edebilecek kadar demokrat ve kralcı olmasalardı, bugün Türkiye tek partili döneme girmemiş olacaktı. Yok efendim Erdoğan diktatörmüş! Galiba bunlar diktatör kelimesinin anlamını dahi bilmiyorlar. Şayet bilmiş olsalardı arkalarında bıraktıkları başarısız seçim tablolarını düşünür, neden halen kalmakta direndiklerini anlar ve kimin diktatör olup olmadığına karar verebilme kabiliyetine sahip olabilirlerdi.

Bu konuda ki son sözüm, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun dinlenmeye alınması bilinçli ve çok zekice düşünülmüş siyasi bir stratejidir. Ve bu değişim, AK Partiyi bir basamak daha zirveye taşırken, muhalefeti gerçekleştiremediği radikal değişimler sebebiyle barajın altına doğru itecektir. Binali Yıldırım ve Bekir Bozdağ sarı ışığın yeşile dönmesini bekleyen şanslı isimler.