‘Ş
‘Ş "Şanlıurfa’nın Kurtuluşunu Onun Bunun Ağzıyla Değil, Tarihin Diliyle Okuyun."
Urfa’nın İşgallerden Önce Hazırlığı; Mondros mütarekesinden kısa bir süre sonra Musul'un işgal edilmesi üzerine(3 Kasım 1918), 6. Ordu bölgesinde hudut ihlâllerinin meydana gelmesiyle bütün ordu sorumluluk bölgesinin işgal edilebileceğini düşünen Ali İhsan Paşa(Sabis), bu ihtimale karşı tedbirler almak üzere harekete geçti. Güneydoğu Anadolu vilâyetlerinin işgaline bahane hazırlanmasına imkân verilmemesi için valilik ve mutasarrıflıklarla ilişki kuran Ali İhsan Paşa, İngiliz ilerlemesinin önüne geçmek için, bu yörelerde sivil bir direnişi teşvik maksadıyla bazı görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerden sonra Urfa da teşkilâtlanma çalışma ve çabaları hız kazandı (8 Şubat 1918). Urfa'da mutasarrıflık görevini yürüten Nusret Bey, Ali İhsan Paşa'nın direktiflerine uyarak bir çalışma içine girer. Böylece "Urfa'da İlk Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti 3 Aralık 1918" de temeli atılmış oldu. Nusret Bey, Urfa Jandarma Tabur Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey'i de yanına alarak, eşrafın ileri gelenlerinin de hazır bulunduğu bir toplantı düzenledi.
Urfa'nın yakında işgal edilebileceğini anlatan Nusret Bey, tedbir olarak; halktan gönüllü bir milis taburunun oluşturulması gerektiğini anlatarak gelenleri ikna etti. Oluşturulan heyete ‘Merkez Heyet’ adı verildi ve bu heyet; Nusret Bey başkanlığında, Ali Rıza Bey, Müftü Hasan Efendi, Eski Müftü Şeyh Müslüm Efendi, İshakzade Hacı Esat, Büyük Hacı Mustafa, Hatipzade Ahmet, Hacı Hüseyin Haydar, Hacı Yusuf, Yağlıcızade Hacı Ahmet, Arap Reşo ve Hartavizade Bedi’den oluştu. Oluşturulacak bu milis kuvveti Jandarma Kumandanı Ali Rıza Bey'in idaresinde olacağını da belirtti. Bu hazırlıklar tamamlandıktan kısa bir süre sonra İngilizler, Urfa'yı işgal ettiler. Kurulmuş bulunan bu milis kuvvetini mümkün mertebe gizleyerek muhafazasına çalışıldı.
İngilizler 24 Mart 1919 – 30 Ekim 1919 tarihine kadar yani 7 ay 6 gün Urfa’da işgali sürdürmüşlerdir. İngilizlerin Güney bölgesindeki işgalleri aslında Fransa’ya gözdağı niteliğindeydi, buraları işgal ederek Musul bölgesini garanti altına almak istiyorlardı. İngilizler, 24 Mart 1919 günü öğle vaktinde Urfa’ya girdiler. Urfa da bulunan 1. Süvari Alayı Komutanı Binbaşı Hüseyin Bey, Urfa’nın işgal edilmesini, İtilaf Devletleriyle imzalanan mütarekede yeri olmadığına dikkat çeken bir mektubu subayları aracılığıyla İngiliz Komutan Beddy’e iletti. 13. Kolordu Komutanlığına da Urfa’daki durumu bildirdi. İngilizler, 200 kişilik bir piyade bölüğü, 1 Yarbay, 2 Subay; 1 zırhlı otomobil, 6 yük ve 3 binek olmak üzere 10 otomobil ve 50 yük arabasıyla Urfa’yı işgale gelmişlerdi. İngiliz Komutan Beddy iki subayıyla birlikte zırhlı otomobille Mutasarrıflık binasına gitti. Mutasarrıf Nusret Bey’in odasına bir hışımla girerek “Galip bir hükümetin askeri neden karşılanmıyor?” diye sorduğunda, Nusret Bey’de oturduğu yerden kalkmadan sakin bir şekilde “Haksız yere memleketi işgal eden bir kuvveti karşılamaya çıkmak bir Türk mutasarrıfına yakışmaz. Bir misafir gibi gelseydiniz, sizi Birecik’te karşılardım.” diye cevap verdi. İşgal komutanı ise yüzsüzlüğüne devam ederek askerlerini yerleştirecek bir bina istedi, kendine boş olan Süvari kışlası gösterildi ancak burayı beğenmeyen komutan, Gureba Hastanesindeki hastaları dışarı atarak hastaneye yerleştiler. Bunun yanında kırk nefer aileden ibaret olan ve gözleri görmeyen Mahmut Nedim Efendi’yi ve ailesini de dışarı atarak, bu konağı da işgal ettiler. Beykapısı’nda ki Mahmutoğlu Kulesi olarak bilinen yeri de işgal etmek isteyen İngilizler, buraya ne parayla ne de zorla giremediler, Mahmutoğlu Mustafa Ağa buraya girmelerine hiçbir şekilde müsaade etmedi. İngilizler, Ertesi gün Urfa’da bulunan 1. Süvari Alay Komutanı Binbaşı Hüseyin Bey’den Alay’ın Urfa’yı terk etmesini istedi. Alay durumu üst makamlara bildirerek, Urfa’da bir subay komutasında bir süvari takımı bırakarak önce Karaköprü’ye, 6 gün sonra da Siverek’e çekildi.
İngilizler bu bölgede işgal süresince, arası bozuk olan aşiretleri silahlandırarak birbirlerine düşürmeye çalıştı. Bazı aşiretleri parayla, bazılarını da zor kullanarak Osmanlıya karşı ayaklanmalarını istediler. İngilizler bu taktiği daha önce de I. Dünya Savaşı sırasında Arap aşiretlerini silahlandırarak Osmanlıya karşı kışkırtmada kullanmışlardı. İngilizler, petrol bulunan bölgelerde kısmen başarılı olmuş ve bu bölgelerde "İngiliz Muhibbi" aşiretler ortaya çıkmıştı.
İngiliz Yüzbaşı Woolley, Siverek'e gelmiş ve Siverek'in ileri gelenleriyle görüşmüştü. Woolley’in, aldığı cevap hiç de beklediği gibi değildir. Siverek halkı ve ileri gelenleri Woolley'e, "Bayrağımızın gölgesinden başka bir gölgede yaşamak istemeyiz." cevabını vermişlerdi.
İngilizler, özel bir önem verdikleri Viranşehir aşiretlerinden Milli Aşireti reisi İbrahim Paşa’nın oğlu Mahmud Bey’e, Kürt Lawrence’ı olarak adlandırılan Binbaşı Nowill ve Yüzbaşı Woolley’i gönderip Kafkasya ile Mezopotamya arasında kurulabilecek bir tampon bölge için yoklamalar yaptılar. Kendisine Arap olduğu hatırlatılıp para da teklif ederek yanlarına almaya çalıştılar. Mahmut Bey ise ‘Ben Türk kardeşlerimle feda’yı can etmeye hazırım.’ diyerek tavrını çok net ortaya koymuştur.
Suruç civarındaki aşiretlerle yapılan bir toplantıda Beddy buralara medeniyet getireceğini kendi himayelerini kabul eden aşiretlerin huzur ve güven içinde yaşayacaklarını söyledi. Toplantıya gelen birçok aşiret tekliflere sıcak bakmadıkları gibi yapılan bu ahlaksız tekliflere de kızdılar. Sadece bir aşiret reisi Basravi, kendisiyle aşiretinin Osmanlı tebaası olmayacağını, eski dostu bulunan İngilizlerin kabul etmediği takdirde herhangi bir ecnebi devletin tebaası olacağını ve bunlar da kabul etmediği takdirde Arap hükümetlerine katılacağını söyledi. İngilizler buradan da istediklerini alamadan geri döndüler.
Aşiretler üzerinde istediklerini elde edememenin siniriyle İngilizler bazı oyunlarla ‘Tehcir Suçlusu’ gerekçesiyle Nusret Beyi 1 Polis 1 Jandarma eşliğinde İstanbul’a sürgün ettiler
. Nusret Bey’in gidişiyle merkez heyeti çalışmalarını askıya aldı. Nusret Bey’in gidişiyle t
eşkilâtlanma çalışmaları bu safhada Jandarma Tabur Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey'in önderliğinde yapılmaktaydı. Ali Rıza Bey, İngilizlerin, Urfa ve çevresinde yapmakta oldukları olumsuz çalışmaları etkisiz bırakmak maksadıyla Urfa şehir merkezinde gizli bir cemiyet kurmaya çalışıyordu. İngilizler, şimdilik Ali Rıza Bey'in bu çalışmalarından habersiz bulunuyorlardı. Ali Rıza Bey, teşkilâtlanma çalışmalarını düşündüğü sırada Sancak İdare Meclisi üyesi olan Hacıkâmilzâde Hacı Mustafa Efendi ile temasa geçer.
Ali Rıza Bey, ‘İngilizler, Urfalılar ayaklanır diye şüpheleniyorlar. Halbuki hiç öyle bir şey görünmüyor, Urfalılar daha çok çiğ köfteyle meşguller, işgal umurlarında değil.’ Hacı Mustafa da, ‘Öyle mi sanıyorsun; öyleyse yatsıdan sonra Yusuf Paşa Camiine gel de bak bakalım Urfalılar neyle meşgul oluyor sana gösterelim.
Ali Rıza Bey, yatsıdan sonra Camiye gelince kendini bekleyen yüzü tanınmayacak şekilde sarılı bir adamı takip eder. Hacı Mustafa aracılığıyla kurulan bu temas sonucu 4-5 Eylül 1919 gecesi Güllüzâde Hacı Osman Efendi’nin
Kaleboynu Mahallesindeki
evinde şehrin önde gelen eşraf ve aydınları ile ilk toplantı yapılır, bu toplantıda bulunanlar halk arasında Onikiler olarak adlandırılır. Urfa’nın Kurtuluşuna kadar mücadele edileceğine Kur’ân-ı Kerim üzerine yemin eden ve Jandarma Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey başkanlığında toplanan 12 reis şunlardı:
1. Belediye Reisi Hacı Kâmilzâde Hacı Mustafa Efendi
2. Barutçuzâde Hacı İmam Efendi
3. Tüccâr Hacı Kâmilzâde Hacı Mustafa Reşid Efendi
4. Mollazâde Mahmud Efendi
5. Polis Komiseri Mustafi Arabikâtibizâde Şakir Efendi
6. Güllüzâde Osman Efendi
7. Esnaftan Şellizâde Ali Ağa
8. Tüccârdan Nebozâde Hacı İmam Efendi
9. Eşraftan Hacı Bedirağazâde Halil Ağa
10. Jandarma Tabur mülhakı İzmirli Adil Hulusi Efendi
11. Komutan Mülazım-ı Evvel Hüseyin Pertev Efendi
12. Jandarma Çavuş Sofioğlu Hacı Mustafa Çavuş.
Bu heyetin idarecisi ve başkanı Jandarma Tabur Kumandanı Ali Rıza Bey, başkan yardımcısı Hacıkâmilzâde Hacı Mustafa ve kâtibi de Jandarma Tabur Mülhakı Hulusi Efendi idiler. Cemiyet, gizlice oluşturulduktan sonra, İngilizlerin haberdar olmaması için genellikle geceleri toplantı yapmaya ve kararlar almaya başlandı. Kurtuluş programını hazırlayan cemiyet, asker sayısını mümkün mertebe arttırmaya; ani bir hareket esnasında iaşe ve cephane sağlamaya yönelik tedbirler düşünüp almaya başladılar. Yapılan bir toplantı sonrasında cemiyetin kuruluşunu Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya ve Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey'i de, durumdan resmen haberdar edilmesi kararı alındı. Mutasarrıf Ali Rıza Bey durumdan haberdar edilip iknası sağlanınca, onun vasıtasıyla durumun Mustafa Kemal Paşa'ya bildirilmesi de sağlandı. Cemiyet ‘Urfa Postahanesi’ İngiliz işgalinde olduğu için, Urfa ile Siverek arasındaki Karacurun(Hilvan)'da bir telgraf merkezi açmayı mutasarrıfa kabul ettirdi. Cemiyet’in ileri gelenlerinin ricası üzerine Ali Rıza Bey, Urfa'daki mevcut Müdafaa-i Hukuk çalışmalarını aşağıdaki telgrafla Sivas'ta bulunan Hey'et-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşaya bildirmiştir.
"Sivas'ta Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Temsiliye Riyasetine;
Şimdilik mevcudu 600 silâhlı olmak üzere Tabur Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey'in emrinde ve oniki reis idaresinde bulunmak üzere gizli bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti teşkil edilmiş olup, bu husustaki emirlerinizin adı geçen Ali Rıza Bey'e gönderilmesini istirham ederim. 3 Ekim 1919, Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza"
Bu telgrafı alan Mustafa Kemal Paşa cevap olarak Urfa mutasarrıflığına gönderdiği telgrafta (8 Ekim 1919), vatanperverce çalışmalara teşekkür ettikten sonra, teşkilâtın genişletilmesi için gerekli çabanın gösterilmesini istemiştir. Haberleşmenin sürdürülerek, Diyarbakır'daki 13. Kolordu Kurmay Başkanlığı ve Mardin'deki 5. Tümen Komutanlığı ile ilişki kurulmasını söylemiştir.
İngilizler, Aşiretleri ve Urfalı aileleri kazanmak için ne yaptıysa geri tepmiş, bir türlü emellerine ulaşamamışlardır. İngiltere ile Fransa arasında yapılan Sykes-Picot Antlaşmasıyla bölge nüfuz alanlarına ayrılmış ve Urfa 15 Eylül 1919 tarihli "Suriye ve Kilikya'da İşgal Kuvvetlerinin Değiştirilmesine İlişkin İngiliz-Fransız antlaşması" gereğince Urfa, Antep ve Maraş gibi Fransa'nın payına düşmüştür. İngilizler Urfa, Antep ve Maraş’ı pazarlık konusu yaparak Musul ve Kerkük bölgelerini sağlama aldıktan sonra Güney illerinden çekilmişlerdir.
İngilizlerin işgali boyunca kayda değer bir çarpışma, olay ve mücadele yaşanmadı. 30 Ekim 1919 günü İngilizler, bu bölgeleri Fransızlara bırakarak, Urfa’dan tamamıyla çekildiler.