Harran'da yaşadığı rivayet edilen Adem Peygamber'in oğlu Şit Peygamber'in dokumacılık sanatının atası olduğuna inanılmaktadır. Şit Peygamber, ağaçtan yaptığı iğ ile yünü eğirerek iplik haline getirmiş ve dört ağaç...
Harran'da yaşadığı rivayet edilen Adem Peygamber'in oğlu Şit Peygamber'in dokumacılık sanatınınatası olduğuna inanılmaktadır. Şit Peygamber, ağaçtan yaptığı iğ ile yünü eğirerek iplik haline getirmişve dört ağaç parçasından oluşan tezgâhında dokuma yapmıştır.Tarihin bütün dönemlerinde Urfa'da cülha tezgâhlarında bez dokumacılığı yapılmıştır. 1650 yılındaUrfa'yı ziyaret eden Evliya Çelebi Seyahatnamesinde; Urfa'da pamuk ipliğinden kapı gibi sağlam bezdokunduğunu, bunun Musul bezinden daha güzel ve temiz olduğunu yazmıştır. 1867 tarihli HalepVilayet Salnamesinde ise Urfa'da bez ve pamuktan aba yapılarak Harput ve Kayseri başta olmak üzerebirçok yere satıldığı belirtilmektedir.Cülha tezgâhlarında; Neçek, Yamşah (Hışvalı, Şakkallı, Kuru Hafız, Ahmediye, Direkli, Dümbüllü,Ağabağı…), Vala (Gelin duvağı ve Genç kız başörtüsü), Puşu, Ehram (İhram), Fıta, İzar-Kahke Bezidokunmuştur. Cülhacılık nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır. Cülha çeşitleri,emeğin güzellikle kaynaşmasını gözler önüne sermektedir.Günümüzde Geleneksel El Sanatları Merkezi'mizde Şit Peygamber'den gelen dokumacılık geleneğinive sanatını yaşatma ve gelecek nesillere aktarma çalışmaları devam etmektedir.KÜRKÇÜLÜKHayvan kürklerinin işlenerek giysi haline getirilmesi insanlık tarihinin en eski sanatlarından biridir.Ana rahminde ölen ya da en fazla 5 aylık iken ölen kuzuların tüylü derilerinden yapılan düz yakalı(yakasız)dış kısmı "Şakaf" denilen siyah kumaşla kaplı aba gibi bolca giysiye Urfa'da Kürkdenilmektedir. Urfa'ya has olan bu giysi Anadolu'da Urfa dışında başka bir yerde yapılmamaktadır.Bilhassa kış aylarında yaşlı ve orta yaşlı kimseler tarafından giyilir. Dükkânlarında camekânbulunmayan esnafın büyük bir kısmı kürklerine sarılarak soğuktan korunmaktadırKürk yapımında kullanılan kuzu derilerinin %5-10’u Urfa’dan, %90’ı Tokat, Afyon ve Isparta illerindensağlanmaktadır.Kürkler kalite bakımından; İnce Kürk, Orta Kürk ve Kaba Kürk olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.İnce Kürk ana rahminde ölen kuzunun derisinden, orta kürk doğupta ölen kuzunun derisinden, kabakürk ise 4-5 aylık kuzunun derisinden yapılmaktadır. Kuzunun yaşı büyüdükçe kürkün kalitesi vedeğeri düşmekteKürk yapımında siyah, beyaz ve alaca renkte tüyleri olan üç çeşit deri kullanılmaktadır. Her renginkıvırcık türü daha makbuldür. Ancak bunların en değerlisi siyah tüylü deridir. Nadir bulunan bu dericinsi ancak beyaz ve alaca kürklerin yakaları, kol ağızları ve eteklerinin ihtiyacını karşılayabilmektedir.Bu nedenle esnaf kendi arasında siyah renkte kürk imal etmemeyi kararlaştırmıştır ve bu kararatitizlikle uyulmaktadır. Siyah tüylü deriler Anadolu’da Tokat’tan, yurtdışından ise Afganistan’dantemin edilmektedir.Kürk derileri tüy cinsleri bakımından Kıvırcık, Çakmaklı (beyaz tüy dalgalı bir şekildedir) ve düz (tüylerbeyaz renkte ve dalgasızdır) olmak üzere üç gruba ayrılırKürk yapımı insanlık tarihinin başlaması ile birlikte başlamıştır. Gayet ince deriden kıvırcık tüylü olanbu yelekler kaba olmadıklarından ceket altına giyilebilmekte, mide, böbrek ve bel ağrıları olanlartarafından bilhassa tercih edilmektedir.Şanlıurfa’da imal edilen kürklerin %25’i il merkezinde ve çevre illerde, %75’i ise kış geceleri soğuk çöliklimine sahip Suriye, Irak, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelere ihraç edilmektedir.Bazen bu Ülkerlerden gelen tüccarlar, kürkleri toptan olarak satın alıp ülkelerine götürmektedirler.Böylece bu ata sanatı canlılığını korumakta ve ülkemize döviz kazandırmaktadır. (