Yine geceye kavuştu gün; yahut gün gitti ve geceye devretti nöbetini. Hiç çözülmeyecek bir bilmece bu. Ya yaşananın adı vuslat ya da imkanı olmayan vuslat hali. Yorganı başıma kadar çekip sadece nefes almamı sağlayacak bir alandan seyreyliyorum...

Yine geceye kavuştu gün; yahut gün gitti ve geceye devretti nöbetini.
Hiç çözülmeyecek bir bilmece bu. Ya yaşananın adı vuslat ya da imkanı olmayan vuslat hali.
Yorganı başıma kadar çekip sadece nefes almamı sağlayacak bir alandan seyreyliyorum karanlık alemi.
Çekiliyorum, bir kaplumbağa gibi kabuğuma.
Oysa kişi kabuğunu kırmalı, diyordu içimden bir ses.
İçimden, ama bana çok da ait olmayan bir ses.
Konuştukları gibi kabuğumu kırmaya çalıştıkları da oluyordu.
Bense içeride, minik darbelerle yumrukluyordum kabuğumu.
Matkapla birkaç delik açtığım da olmadı, diyemem şimdi.
Çivi çakmalarımla da çatlattım birkaç yerinden.
Sonra bir şey oldu, evet kendi kabuğumu kırdım sandım.
İnsan ancak o zaman gelişir ve değişir diye devam ediyordu içimdeki bana ait olmayan ses.
Evet, sonunda kırdım sandım.
İçi boş çıkmış bir cevizden farkım yokmuş,anladım.
Kabuğumu kırdım sandım.
Kırıldığımla kaldım.