Gün içinde yaşanan yorgunluk ve bezginlik hali yeni uyanmış olduğu halde kişinin kendisini yorgun hissetmesi olaylara karşı duygu geliştirememe ve benzeri pek çok hareket aslında ele veriyor. Pek çok kişi bunun yorgunluktan kaynaklandığını düşünüyor.
Motivasyon eksikliği her geçen gün azalıyor. Daha çok yalnız kalmak istiyor olabilirsiniz. Son dönemlerde olumsuz düşünceler ardı ardına geliyor olabilir. Tüm bunlar bilinen depresyon belirtileri. Fakat uzmanlar tükenmişlik sendromunun yaygın hale geldiği Covid döneminden itibaren o belirtileri yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini tavsiye ediyor.
İskoçya'da yaşayan meditasyon öğretmeni Gillian McMichael bu iki duygu durumu arasında ince bir çizginin olduğu ve bu süreci tanımlayabilmenin püf noktalarını kendi öğretisi ile paylaştı.
Yaygın kullanımı ile tükenmişlik sendromu dünyada ruh sağlığı uzmanları tarafından da kabul edilen ve teşhisi konan bir hastalık haline geldi. 2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü, bu hastalığı kabul etti.
Uzmanlar tükenmişlik halini aslında yönetilemeyen kronik işyeri stresli olarak görüyor. Zihinsel olarak kişi işinden tamamen kopuk hale geliyor. Üretkenliği gün geçtikçe azalıyor.
Klinik psikolog doktor Aria C.Danesh:
“Tükenmişlik iş stresi ve iş yerindeki dengesizlik haliyle birlikte geliyor. Yüksek iş talepleri tükenmişliği oluşturuyor” dedi.
Bu durum McMichael’a göre:
“Esasen kopuk ve ilgisiz hale bürünmek herhangi bir şey yapmak için çok az bir motivasyon bulmak. Kişinin kendisini boş, umutsuz, çaresiz hissetmesi ile kendini gösteriyor. Bunun fiziksel semptomları da var. Kişi kendinde baş ağrısı ile beraber ciddi sırt ağrısı, mide ağrısı ve ileri seviye uyku problemlerini görmeye başlıyor.”
Tükenmişlikten daha farklı bir boyuta entegre edilen depresyon belirtisi temelde bazı ince detaylarla tüken ayrılıyor. Tükenmişlik için daha çok işyerindeki baskı ve stresin ürünü tanımlaması yapılabiliyor. Depresyonda daha çok Serotonin ya da Dopamin gibi beynin algıladığı kimyasallardaki dengesizlikten kaynaklanıyor. Biyolojik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Hormonlarda yaşanan dengesizlik kalıtımdan gelen problemler, D vitamini eksikliği, özgüven kaygısı, karamsarlık, alkol ya da uyuşturucu kullanımı kalp rahatsızlıkları gibi hastalıklarla da bağlantılı olarak görülebiliyor.
Depresyonda kişi kendini bitkin konsantrasyonda zorlanan üzüntülü bir halde buluyor. Ağlama duygusu ön plana çıkıyor. İleri seviye vakalarda intihara meyilli olma fark ediliyor.
Uzman isim bu konuda çıkış yolu arayanlara püf noktaları da açıklıyor:
“Her iki hali fark ediyorsanız. Eskiden zevk aldığınız şeylerden artık keyif alamıyorsanız. Önce tıbbi bir yardım alın.
Kişisel bakımınıza önem vermek. Olumlu düşünceleri geliştirmek. İşyerinden destek alabilmek. Sağlıklı bir hayata adım atmak çözüm olabilir.
Diyet ve egzersiz programları, uyku halini düzene sokmak. Bunun için bir ihtiyaç listesi belirlemek başlangıç için iyi olacaktır.”