Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, özellikle Şanlıurfa’da yaşayan aşiretlerin kökenine dair halk arasında nesilden nesile aktarılan dikkat çekici bir efsane bulunur. Bu anlatıya göre aşiretler, temelde iki ana kola ayrılır Zılan ve Mılan kolları.

ZOR ZAMANLARDA BAŞLAYAN BİR HİKAYE

Rivayete göre, binlerce yıl önce göç ederek Urfa topraklarına gelen bir aile, büyük bir kıtlıkla karşı karşıya kalır. Yanlarında yiyecek hiçbir şey kalmayan aile, açlıkla mücadele ederken hayatta kalma mücadelesi verir. Ailenin iki oğlu vardır Mıl ve Zıl. Ailenin umudu olan bu iki kardeş, yiyecek bulmak için ava çıkmaya karar verir.

TİPİ VE HAYATTA KALMA MÜCADELESİ

Ancak ava çıktıkları sırada şiddetli bir kar yağışı ve tipi başlar. Günlerce süren bu zorlu hava koşulları, kardeşlerin yönlerini kaybetmesine neden olur. Tam yedi gün süren tipi boyunca aile, çocuklarının hayatından ümidini keser. Zorlu doğa şartlarıyla mücadele eden kardeşler ise hayatta kalmak için atlarını keserek iç organlarını çıkarır ve atın karnına girerek kendilerini dondurucu soğuktan korur.

Eski Urfa-3

YOLLAR AYRILIYOR, KOLLAR DOĞUYOR

Tipinin dinmesinin ardından kardeşler ailelerini aramaya koyulur ancak bir türlü izlerine rastlayamazlar. Bunun üzerine iki kardeş, farklı yönlere giderek aramalarını sürdürmeye karar verir. Kardeşlerden biri Van-Ağrı istikametine doğru yol alırken, diğeri Viranşehir-Mardin hattına yönelir.

Halk inanışına göre, Van-Ağrı tarafına giden kardeş Zılan kolunun, Viranşehir-Mardin hattına giden kardeş ise Mılan kolunun atası olur. Böylece bölgedeki aşiretlerin iki ana kola ayrıldığına inanılır.

KÜLTÜREL HAFIZADA YAŞAYAN BİR ANLATI

Günümüzde de özellikle Şanlıurfa ve çevresinde bu hikaye, aşiretlerin kökenine dair en bilinen sözlü geleneklerden biri olmayı sürdürmektedir.

Muhabir: Musa Orak