ZORUNLU “KARDEŞLİK VE BERABER YAŞAYABİLME KÜLTÜRÜ” DERSİ

İnsanlar duvarlar örmekte pek mahirdirler. Öyle ciddi sebeplere de ihtiyaç duymazlar. Tek özne kabul saydığı egosuna farklı olmayla ilgili bir uyarı geldiği an hemen duvar örme hormonları devreye girer ve asılır yüzler kasılır bedenler....

Abone Ol

İnsanlar duvarlar örmekte pek mahirdirler. Öyle ciddi sebeplere de ihtiyaç duymazlar. Tek özne kabul saydığı egosuna farklı olmayla ilgili bir uyarı geldiği an hemen duvar örme hormonları devreye girer ve asılır yüzler kasılır bedenler. Yıllar katar iki duvar arasına ve eskir zaman, pörsür çehreler.

Oysa nede güzeldir farklılık ve bu farklılıkları tanıyıp onlarla beraber olabilmek. Düşünsenize tek renk gökkuşağını, ya da herkesi tek cins, tek meslekte olduğunu ve de tek millet.

“Ey insanlar! Muhakkak ki biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi tanıyasınız…” (Hucurat 13)

Tarih hep birlikte kalabilmeyi engelleme adına çıkar peşinde koşanlarca yönetilmiştir. Bu anlamda gerçek anlamı da İslam yani barış olan dinimiz anlaşıldığı coğrafyalar ve zamanlarda barış hep hâkimiyetini korumuştur. Bu öyle bir barıştır ki dinler ve dillerin tamamen farklı olmasına karşıninsani erdemler ortak bileşenler olarak birçok problemin çözümünde yeterli olmuştur.

Bu doğal ortamlar her fırsatta birileri elince bozulmuştur ve bu durum hala sürmektedir. Öyle ya silah tüccarları nasıl para kazanacak. Kendi topraklarında kardeş ama başka toplumlarda kardeşi kardeşe düşürmekte pek mahirdirler fitneciler. “…..Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür….” Bakara 191

Bu konu aile ilişkilerinde de geçerlidir. Anne baba küçükken bir nesne gibi büyüttükleri çocuklarının herhangi bir kimlik kazanmasını hissettikleri an şaşkına dönüp farklılıkların rahatsızlık vereceği sensörleri uyarır ebeveyni, müdahale hakkını sonuna kadar zorlar ve kendisine benzeyen bir mukallit yetiştirir ya da koca duvarları yükseltir ciğer paresine. Alternatif mi ne münasebet!!!

Bu anlamda sağlıklı bir gelecek adına barış (birlikte yaşayabilme) adlı bir dersin okullarda zorunlu olarak okutulmasının bir hayli yerinde olduğunu düşünüyorum. Okullar Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Hayat bilgisi dersinde bu konuların üzerinde dursa da bir aksaklığın olduğu kesin. Bunun teoriden çok uygulamalı bir ders olması şart. Güzel projelerle desteklenip Milli Eğitim sistemimizce gerekli hassasiyetler gösterilerek aktif bir şekilde işlenmesi gerekir.

- Erdem ne demektir,

- Farklılık seni sen yapar,

- Paylaşmak güzeldir,

- Trafikte öfkelenmiyorum,

- Batıda doğulu- doğuda batılı olmak,

- Beni yaptıklarım ve yapmadıklarımla yargıla,

- Beni dönüştürme…

- Cinsiyetim ve asabiyetim tercihim değil saygı duy,

- Yeteneklerim ve başarılarımı destekle,

- Tüm canlılar için saygı,

- Sıra ve ev komşum, iş arkadaşımla paylaştığım zaman,

Konu başlıklarına birkaç örnek olabilir.

Farklılıklar (Rabbimizin yasakladığı temel suçları işleyenler hariç olmak üzere) zulüm ve saldırganlaşmadığı müddetçe saygıyı hak eder.

Değerli olma kaygılarımız önemli olma kaygılarına dönüştükçe yapaylaşmışız demektir. Hırslardır insanların hem kendilerini hem de karşılarındakini tüketmeye sebep, herhangi bir fayda da sağlamaz. “Ona malı ve kazandıkları bir fayda vermedi” Tebbet -2

“Diğeri” kavramına hep “öteki” gözüyle bakmayı maharet saymak yerine Salih ve erdemli toplumlarda beraberce yaşayabilmek ümidiyle…

Saygılarımla…