YA KALPLER ENGELLİYSE

Abone Ol

Her yıl Engelliler Haftası geldiğinde toplum olarak birçok cümle kuruyoruz. Empatiden, duyarlılıktan, eşit yaşam hakkından söz ediyoruz. Fakat çoğu zaman unuttuğumuz çok önemli bir gerçek var:
İnsanı hayattan koparan en büyük engel, bedendeki değil; zihinlerdeki ve kalplerdeki engeldir.
Çünkü hayattaki en büyük engel, insanın yoluna çıkan taşlar değil; kalbine ördüğü duvarlardır.
Bugün tekerlekli sandalyesiyle hayata tutunan nice insan, yürüyebilen birçok kişiden daha güçlü bir iradeye sahip. Görmeyen nice yürek, vicdanıyla hakikati herkesten daha net görebiliyor. İşitemeyen nice insan, insanlığın sessiz çığlığını hepimizden daha derinden duyabiliyor.
Demek ki mesele beden değil,
Asıl mesele; anlayabilmekte, hissedebilmekte ve insan kalabilmektedir.
Bu yüzden toplum olarak engelli bireylere acıyarak değil, hak ettikleri saygıyla yaklaşmayı öğrenmek zorundayız. Çünkü onlar eksik değil, çoğu zaman eksik olan toplumun bakış açısıdır. Örnegin bir kaldırımın yanlış yapılması, bir binanın erişime uygun olmaması ya da bir insanın küçümseyici tavrı; bazen fiziksel engelden daha ağır bir yük haline gelir.
Çünku kalp kararmışsa göz en güzel manzarayı bile göremez.
Çünkü Vicdan susmuşsa insan, en doğru yolda bile kaybolur.
İşte bu yüzden bugün sadece fiziksel engelleri değil, önyargıları, sevgisizliği, merhametsizliği ve duyarsızlığı da konuşmak zorundayız. Çünkü gerçek engel, bir insanın yürüyememesi değil, başka bir insanın onu görmezden gelmesidir.
Unutmayalım ki engelli bireyler hayatın kenarında değil, tam merkezindedir. Onların azmi; çoğu zaman sağlam bedenlerin taşıyamadığı kadar büyük bir yaşam mücadelesidir. Ve bize düşen görev onları hayatın içine davet etmek değil, zaten onların olan yaşam alanlarını erişilebilir ve adil hale getirmektir.

Sonuc olsrak bir insanın ayağındaki engel, hayallerine engel olmayabilir. Ama toplumun kalbindeki engel, birçok hayatı karanlığa mahkûm edebilir.
Bu nedenle Engelliler Haftası sadece bir farkındalık haftası değil; insanlığımızı vicdan terazisinde tartma zamanıdır.
Çünkü asıl mesele, engelsiz bir beden değil; engel tanımayan bir yürek taşıyabilmektir.