Şanlıurfa’da uzun zamandır görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. M. Zeki Tanırcan, toplumun ruh sağlığını tehdit eden intihar vakalarındaki artışa dair önemli tespitlerde bulundu. Tanırcan, vakaların arka planındaki nedenlerinden bahsederek, ekonomik değişimin ruh sağlığını da nasıl etkilediğine vurgu yaptı.

SenasİNTİHAR VAKALARINDA CİDDİ BİR ARTIŞ VAR

Son yıllarda Türkiye’de artan intihar vakaları, toplum sağlığı açısından önemli bir alarm veriyor. Psikiyatrist Uzman Dr. M. Zeki Tanırcan, ekonomik zorluklar, ruhsal hastalıklar ve sosyal yalnızlaşmanın bu tabloyu derinleştirdiğine dikkat çekti. Bu artış eğilimi Şanlıurfa’da da gözlemleniyor.

Yaklaşık 16 yıldır Şanlıurfa’da görev yapan Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. M. Zeki Tanırcan, intiharı ‘’kişinin bilerek ve isteyerek kendi hayatına son verme girişimi’’ olarak tanımlıyor ve vakaların nedenlerini iki grupta ele alıyor.

VAKALARIN YÜZDE 60’I RUHSAL HASTALIK KAYNAKLI

Uzman Doktor Zeki Tanırcan’a göre, intihar vakalarının önemli bir kısmı ruhsal hastalıklarla bağlantılı olduğunu şu şekilde anlattı:

“İntihar vakalarının yaklaşık yüzde 55-60’ı daha önce depresyon, bipolar bozukluk, alkol ve madde kullanım bozukluğu gibi ruhsal hastalıkları olan kişilerde görülür. Bu kişiler tedavi görmüş ya da görmemiş olabilir. Ancak en büyük sebep tedavi edilmemiş depresyondur.”

‘’DEPRESYON TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIKTIR’’

Depresyonun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Tanırcan, şu belirtilere dikkat çekti:

  • Sürekli mutsuzluk ve karamsarlık
  • Geleceğe dair umutsuzluk
  • Uyku ve iştah değişiklikleri
  • Daha önce keyif alınan aktivitelerden zevk alamama
  • Sosyal izolasyon
  • Dönem dönem intihar düşünceleri

Depresyonun tedavisi olan bir hastalık olduğunu söyleyen Uz. Psk. M. Zeki Tanırcan,

‘’Depresyon tedavisi olan bir hastalıktır. Psikiyatri hekimine başvuran hastalarımızın büyük çoğunluğu tamamen iyileşmektedir.” Dedi.

Seans

SANAL KUMAR VE EKONOMİK BASKI RİSKİ ARTIRIYOR

İntihar vakalarının ikinci grubunu ise daha önce ruhsal hastalık öyküsü olmayan ancak ağır stres faktörleriyle karşılaşan kişiler oluşturuyor. Bu oran yaklaşık yüzde 45-50 seviyesinde. Son yıllarda özellikle sanal kumar ve iddia gibi şans oyunlarına bağlı ciddi ekonomik kayıpların intihar riskini artırdığını belirten Tanırcan, şunları söyledi:

“Sanal kumar ve iddia gibi oyunlara bağlı ciddi parasal kayıp yaşayan kişilerde umutsuzluk, çaresizlik ve suçluluk duygusu artıyor. Oysa ölümün çaresi yoktur. Her sorun geçicidir. Geçici bir sorun için kalıcı ve geri dönüşü olmayan bir karar verilmemelidir.”

Uzmanlara göre ekonomik baskı, özellikle genç ve orta yaş grubunda yoğun bir psikolojik kırılma yaratabiliyor. Ancak doğru destekle bu sürecin atlatılabildiği vurgulanıyor.

“İNTİHAR DÜŞÜNCESİ TEDAVİYLE GEÇER”

Uz. Dr. Tanırcan, kendilerine başvuran birçok hastanın tedavi sonrasında düşüncelerinin tamamen değiştiğini şu şekilde ifade ediyor:

“Daha önce intihar düşüncesi olan hastalarımız, tedavi gördükten sonra ‘İyi ki gelmişim, yoksa kendi canıma kıyacaktım’ diyor. Sorunların çözüldüğünü görüyorlar.”

Uzmanlara göre intihar düşüncesi çoğu zaman kalıcı bir istekten ziyade yoğun bir umutsuzluk anında ortaya çıkıyor. Bu noktada erken müdahale hayati önem taşıyor.

MEDYA VE AİLELER İÇİN KRİTİK SORUMLULUK

Tanırcan, medyanın intihar haberlerini verirken sorumlu bir dil kullanması gerektiğini belirterek,

“Depresyon tedaviyle geçebilen bir hastalıktır. İnsanların bunu bilmesi gerekiyor. Burada basına büyük görev düşüyor.” Dedi.

M. Zeki Tanırcan, Haber dilinin özendirici olmaması, detaylı yöntem anlatımından kaçınılması ve mutlaka çözüm yollarına yer verilmesi gerektiği ifade etti.

Öte yandan Psikiyatrist Zeki Tanırcan’a göre,

‘’Aile desteğinin de en az tıbbi destek kadar önemli. Sosyal izolasyon, içine kapanma, umutsuzluk ifadeleri ve ani davranış değişiklikleri risk işareti olarak değerlendiriliyor.’’

“SORUN GEÇİCİ, HAYAT KALICI”

İntiharın bir çözüm değil, geri dönüşü olmayan bir sonuç olduğunu dile getiren Uz. Psk. M. Zeki Tanırcan,

“İntihar düşünen bir insan, sorunun geçici olduğunu ve destekle bunun aşılabileceğini bilmelidir. Kendilerini ve yakınlarını böyle bir girişimle cezalandırmamalıdırlar. Yardım istemek güçsüzlük değil, cesarettir.” Dedi.

Muhabir: Melek Çelik