Şanlıurfa’da, mırra geleneği yaşamaya devam ediyor. “Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözüyle öne çıkan bu kahve, aynı zamanda misafirperverliğin ve kültürel bağlılığın simgesi olarak öne çıkıyor. Arapça kökenli acı anlamına gelen mırra, özellikle düğünlerde, taziye evlerinde ikram edilerek geçmişten günümüze taşınıyor.

Mırra ikramı, misafire verilen değerin en önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlar, mırra kahvesini geleneksel yöntemlerle hazırlamaya devam ediyor. Kahve çekirdekleri özenle kavrulup dövülüyor, ardından saatler süren kaynatma işlemiyle yoğun kıvamlı bir kahve elde ediliyor.

Şanlıurfa’nın kültürel miraslarından biri olan mırra kahvesi, sadece bir kahve değil geçmişle bugün arasında kurulan güçlü bir bağ olarak varlığını sürdürüyor. Emek isteyen yapım süreci ve taşıdığı anlamla dikkat çeken mırra, Şanlıurfa’da önemli değerler arasında yer alıyor.
Urfanatik olarak mikrofonlarımıza konuşan esnaf Selahattin Vurmuş mırra kahvesi hakkında önemli bilgiler verdi.

“BİR KAHVENİN KIRK YIL HATIRI VAR”
Mırra kahvesinin önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Selahattin Vurmuş; “Mırra kahvesi, eski kültürümüzden gelen geleneksel bir kahve türüdür zaten mırra kelimesi Arapça kökenli olup acı anlamına gelir. Günümüzde hâlâ özellikle Urfa ve çevresinde, düğünlerde ya da çeşitli toplantılarda ikram edilmektedir Urfa geleneğinde mırra ikramı önemli bir yere sahiptir. “Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözü de buradan gelir. İnsanlar “Hadi bir mırra içelim” diyerek hem sohbet eder hem de bu geleneği yaşatır mırranın hem tadı hem de kültürel değeri oldukça kıymetlidir. Mırra, misafire verilen değerin bir göstergesidir. Özellikle Urfa’nın kırsal kesimlerinde insanlar hâlâ kahveyi kendileri kavurur, döver ve hazırlar ancak günümüzde bazı gençler bu geleneği eskisi kadar sürdürememektedir. Yine de merak edenler gelip soruyor, öğrenmek istiyor biz de bu kültürü yaşatmaya ve devam ettirmeye çalışıyoruz” dedi.
“GERÇEK MIRRA EMEK İSTER UZUN SÜRE KAYNATILMASI GEREKİR”
Pekmez gibi yoğun kıvama getirildiğini söyleyen Selahattin Vurmuş; “Benim açımdan mırra ikram etmek çok anlamlıdır buraya gelen yabancılar mırra hakkında sorular sorar tadı oldukça acıdır; seveni de vardır, hoşlanmayanı da bazıları çok acı bulduğu için içemez ama sonuçta bu bir ikramdır karşındaki insana değer vermek demektir. Eskiden mırra, kahve çekirdeğinin özünden elde edilirdi günümüzde ise bazı yerlerde klasik ya da granül kahvelerden yapılıp mırra diye sunulmaktadır oysa bu gerçek mırra değildir. Gerçek mırra emek ister uzun süre kaynatılması gerekir, Kahvenin özü çıkarılır adeta pekmez gibi yoğun bir kıvama getirilir ve öyle ikram edilir” ifadesini kullandı.

“ŞEKER HASTALARI SIK SIK GELİR VE GÜNDE BİR FİNCAN MIRRA İÇER”
Bu kahvenin yapılışının zahmetli olduğunu söyleyen Selahattin Vurmuş; “Bizim yaptığımız mırra, kendi kahvesinin tortusunu bırakır tekrar kaynatılır, içindeki öz çıkarılır ve süzülerek dinlendirilir. Bu süreç yaklaşık 2-3 saat sürer. Bu yüzden zahmetli bir iştir ve herkes yapmaz. Yapanlar da genelde bizden tarif alır. Biz de gençlere yardımcı oluruz; çünkü bu kültürün devam etmesi önemlidir. Ben de burada bu geleneği yaşatıyorum. Kendi yaptığım mırra kahvesini ikram ediyorum. Gelenler mırra içerek ne olduğunu öğreniyor ve dışarıda içtikleriyle gerçek mırra arasındaki farkı görüyor. Özellikle şeker hastaları sık sık gelir ve günde bir fincan mırra içer. Herkesi mırra içmeye bekliyoruz kültürümüzü yaşatalım; Urfa’nın bu güzel geleneği mırrasız kalmasın” ifadesine yer verdi.
