Bir sabah, sokakta yürürken karşıma çıkan yaşlı bir adamın yüzündeki çizgiler dikkatimi çekti. Her biri, bir hayat hikâyesinin izini taşıyor gibiydi. Elinde taşıdığı poşet yırtılmış, yere dökülen birkaç patatesi toplamaya çalışıyordu. Etrafından geçen onlarca insan vardı ama kimse durup bakmıyordu. İşte o an, bu cümle çarptı zihnime. Vicdanın olmadığı yerde merhamet olmaz.
Vicdan, insanın iç sesi, kendi iç mahkemesidir. Başkasının görmesine gerek yoktur, çünkü vicdan, karanlıkta bile gören bir ışıktır. Merhamet ise bu ışığın dışa yansıyan halidir. Yani birinin kalbinde merhamet varsa, bilin ki onun vicdanı da hala yaşıyordur. Ama vicdan kurumuşsa, ne gözyaşı işler ne de feryatlar yankı bulur.
Günümüz dünyasında merhametin giderek azalmasının en temel nedeni belki de vicdanın susturulmasıdır. Kalabalıklar içinde duyarsızlaşan birey, başkasının acısını kendiyle ilgisiz sayar. Oysa vicdanlı bir insan, kendisiyle doğrudan bağlantısı olmayan bir haksızlık karşısında bile rahatsızlık duyar. Bu rahatsızlık, onun iç dünyasında büyür ve merhamet olarak dışa yansır.
Adalet, eşitlik, hak ve özgürlük gibi kavramlar gündemde. Ama en temel mesele vicdandır. Çünkü vicdan olmadan adalet kuru bir kelime, eşitlik ise yalnızca rakamsal bir denge olur. Merhamet ise hiçbir zaman gerçekleşmez.
Bir çocuğun açlığını görmek, bir yaşlının yalnızlığını fark etmek, sokakta üşüyen bir hayvana el uzatmak. Bunlar merhametin günlük hayattaki yansımalarıdır. Fakat bu davranışlar bir yerden kaynaklanır. Vicdan.
Peki, vicdan nasıl korunur? En başta, empatiyle. Kendi rahatlığımızı terk edebilme cesaretiyle. Ve en önemlisi, başkalarının acısına kulak verebilme iradesiyle. Bugün birinin yerine kendimizi koyamazsak, yarın biz aynı duruma düştüğümüzde hiç kimse bize elini uzatmaz.
Ama unutmamalıyız ki. Merhamet, vicdansız bir kalpte filizlenemez. Vicdan kurumuşsa, merhamet yalnızca bir vitrin süsü olur.
Gelin, önce vicdanlarımızı temizleyelim. Sesini bastırdığımız o iç sesi yeniden duyabilirsek, merhamet kendiliğinden gelecek. Çünkü vicdanın olmadığı yerde merhamet olmaz. Ama vicdan varsa, umut da vardır.