Hayat, insanın kendi vicdanıyla girdiği en uzun sorgudur. Gün gelir, herkes bir yerlere yetişmeye çalışır bir yerlere yaranmak, birilerinin gözüne girmek ister. Ama günün sonunda asıl önemli olan tek şey vardır.
Kimin karşısında eğilmeden yaşadın? Kimin karşısında doğruluktan sapmadın?
“Verecek hesabımız yok.” Bu söz, kibir değil, iç huzurun cümlesidir. Ne kimseye yalan söyledik, ne kimsenin hakkına el uzattık. Yalın, sade, onurlu bir yaşamın ardından alnımız açık, yüreğimiz temiz. Hesabımızı mahkemelerde değil, kendi vicdanımız da gördük.
Bugün herkes bir şeylerin peşinde para, mevki, gösteriş. Ama bir gün herkesin bir aynaya bakma vakti gelir. O an, ne süs kalır ne makyaj. Gerçek yüzümüzle, gerçek hesap başlar. İşte o zaman bazıları gözünü kaçırır aynadan bazıları ise gülümseyerek bakar, çünkü bilir.
Ben kimseyi kandırmadım der.
Hayatta bazı şeyler parayla ölçülmez. Dürüstlük, emeğin alın teri, sevginin samimiyeti, dostluğun vefası. Bunları satmayanın, kimseye verecek hesabı olmaz zaten.
Bizim yolumuz bellidir. Ne eğiliriz yanlışın önünde, ne susarız adaletsizliğe. Çünkü biliyoruz gün gelir herkesin hesabı görülür ama biz o gün alnımız açık ve deriz ki.
Verecek hesabımız yok.
Saygılarımla.