Utanç

Abone Ol

Meşhur yönetmen Ingmar Bergman’a sormuşlar;

“Gidişat kötü, dünya nasıl kurtulacak?

Bergman “ Utanç” diye yanıtlamış, “Dünyayı bir tek utanç kurtarabilir.” demiş demesine ama önemli olan utanacak yüz bulacak mıyız. İşte asıl mesele o.

Bir toplantıda delikanlıya soruyorlar.

Baban ne iş yapıyor?

Delikanlı; Babam camide çalışıyor.

Başka biri soruyor.

Baban Camide hangi görevi yapıyor?

Delikanlı, Babam Camide bekçi diye cevap veriyor.

Oradaki topluluktan biri; madem baban bekçi niye ayakkabılarımız çalınıyor diye hesap sormaya kalkıyor.

Bu tepki karşısında delikanlı utanıyor, kızarıyor ve cevap veremiyor.

Düşünüyorum da bu delikanlının sadeliğinde utanan kaç insan bulabiliriz acaba bu zamanda.

Bakın hayat belki de bir bilinmeyene yürümekten ibaretti. Bir sonraki atılıp atılamayacağı bilinmeyen bir adımın ya da götürüp götüremeyeceği bilinmeyen bir yolun sonundaki bilinmeyenlerden oluşuyordu her şey. Ve hiç bir şeyi önceden bilmek mümkün değildi. Aslında yürümekti sonunu bilmeden yürümek. Cesur atılmalıydı adımlar korkuyla umut arasında. Güneş açar ya da yağmur yağardı. Deprem ne zaman nereyi yıkar belli olmazdı, En iyisi hazırlıklı olmaktı her şeye. Ve geride bir şeyler bırakmaktı insanlık adına. Bir iş, bir eser ya da bir iyilik. Birde bakmışsınız son iyilik, son güzellik ve son hayır yapıldıktan sonra hayat bitecek ha ne dersiniz?