Osmanlı döneminde Şanlıurfa'da kullanılan ve bugün yalnızca eski fotoğraflarda görülebilen tahtırevan, dönemin en dikkat çekici ulaşım araçlarından biri olarak hafızalarda yer alıyor.
Özellikle 1890'lı yıllardan itibaren Urfa'da kullanılmaya başlanan tahtırevanlar, hem hastaların taşınmasında hem de düğün geleneklerinde önemli bir görev üstlendi.
İnsan gücü yerine atlar ya da katırlar tarafından taşınan bu özel araçlar, ortasında kapalı ve oturma bölümü bulunan yapısıyla dikkat çekiyordu.
Dönemin ulaşım şartlarında konforlu ve güvenli bir yolculuk imkânı sunan tahtırevanlar, özellikle yaşlılar, hastalar ve uzun mesafe yolculuk yapacak kişiler için tercih ediliyordu.
GELİNLER TAHTIREVANLA BABA EVİNDEN ALINIRDI
Tahtırevanlar yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda Urfa'nın düğün kültürünün de önemli bir parçasıydı. Gelinler, düğün günü baba evinden alınarak damat evine çoğu zaman süslenen tahtırevanlarla götürülürdü. Bu yönüyle araç, dönemin sosyal hayatında da ayrı bir anlam taşıyordu.
"TAHTIRVANIN YIKILSIN" BEDDUASININ HİKAYESİ
Urfa'da uzun yıllar halk arasında kullanılan "Tahtırvanın yıkılsın" bedduasının da bu araçlardan geldiği rivayet ediliyor. Anlatılanlara göre, özellikle büyüklerini öfkelendiren kız çocuklarına söylenen bu söz, tahtırevanın devrilmesi ya da zarar görmesinin büyük bir talihsizlik olarak görülmesinden kaynaklanıyordu. Böylece günlük dilde yer edinen ifade, zamanla halk arasında yaygın bir beddua hâline geldi.
"YÜRÜYEN TAHT" ANLAMINA GELİYOR
Kelime olarak "taht" ve "revan" sözcüklerinin birleşiminden oluşan tahtırevan, "yürüyen taht" anlamını taşıyor. İsmini, yolculuk sırasında adeta hareket eden bir taht görünümünde olmasından alan araç, Osmanlı döneminde yalnızca Urfa'da değil, Anadolu'nun farklı şehirlerinde de kullanıldı.





