Şanlıurfa’nın yakın tarihine adını yazdıran Cefer Kaya, halk arasında “Urfa Canavarı” lakabıyla tanınan ve yaşadıklarıyla efsaneleşen bir isim olarak hafızalarda yer edindi. 1952 yılında Şanlıurfa’nın Kısas Köyü’nde dünyaya gelen Kaya’nın yaşamı, firarlarla, kovalamacalarla ve dramatik olaylarla dolu bir serüveni barındırıyordu.
GENÇLİK YILLARI VE İLK YAKALANMA
Cefer Kaya’nın hikayesi, genç yaşlardan itibaren farklı illerde yaşadığı olaylarla şekillenmeye başladı. Türkiye’nin birçok ilinde çeşitli nedenlerle yakalanıp cezaevlerine gönderilen Kaya, bu süreçte sık sık firar girişimleriyle gündeme geldi. Onun en dikkat çeken yönlerinden biri, demir parmaklıkları keserek kaçmayı başarmasıydı. Bu firarlar, halk arasında ona “yakalanması zor”, “kurnaz”, hatta “efsane” gibi lakapların takılmasına neden oldu.
“URFA CANAVARI” LAKABININ DOĞUŞU
Cefer Kaya’ya verilen “Urfa Canavarı” lakabı her ne kadar sert bir tanımlama olsa da bölgede yaşayan birçok kişi onu yalnızca bir suçlu olarak değerlendirmedi. Anlatılanlara göre Kaya’nın yaşadığı olayların temelinde bir namus meselesi bulunuyordu. Bu nedenle işlediği suçlar, onu tanıyanların gözünde kötülükten ziyade kendi doğrularıyla yaşayan, sert mizaçlı biri olarak algılandı.
CEZAEVLERİ, FİRARLAR VE EFSANELEŞEN KAÇIŞLAR
Cefer Kaya’nın yaşamının büyük bölümü cezaevlerinde geçti. Mezar taşında yer alan dizelerde yer alan “Yirmi bir vilayet hapis dolaştım” sözleri, onun farklı şehirlerdeki cezaevlerinde geçirdiği yılların bir özetiydi. Firarları ise bölgede dilden dile yayılan efsanelerin oluşmasına sebep oldu. “Demir parmaklıkları keserek kaçtım” ifadesi hafızalarda yer etti.
MEZAR TAŞINDAKİ DİZELER
23 Ağustos 1991 tarihinde hayatını kaybeden Cefer Kaya’nın mezar taşı dikkat çekiyor.
“Yirmi bir vilayet hapis dolaştım,
Nice engelleri çiğneyip aştım,
Demir parmaklıkları keserek kaçtım.
Namus yarasıdır yarımın adı,
Kalmadı dünyanın lezzeti, tadı.”