Türkiye’de 2025 kışında çok az yağış meydana gelmesi yaz aylarında yaşanabilecek su krizinin adeta habercisi olmuştu. Uzmanlardan bilinçli su tüketimine yönelik yapılan uyarılar yaz aylarının kavurucu günlerinde kendini yeniden hatırlattı.

Superhaber üzerinden uyarılarını yenileyen ve kuraklığa dair dikkat çekici paylaşımlarda bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu önemli değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de yağış deyince çoğumuzun aklına sadece yıllık ortalama miktar geliyor ifadelerini sarf eden Kadıoğlu, yalnızca ne kadar yağmur düştüğü değil; yağışın ne zaman ve nasıl düştüğünün de fazlasıyla önem arz ettiğini aktardı. Ayrıca yağış rejiminin barajların doluluğundan tarımsal üretime, enerji planlamasından afet riskine kadar pek çok alanda belirleyici olduğu belirtildi.

Türkiye’nin farklı bölgeleri arasında büyük yağış farkları dikkat çekiyor. Doğu Karadeniz kıyıları, özellikle Rize ve çevresi yılda 2 ila 2,5 mm yağış alarak adeta ülkenin “yağmur fabrikası” konumunda iken ancak bu yoğun yağışın beraberinde sel ve heyelan riskini de getirdiği tespit edildi.

İç Anadolu ve Iğdır Ovası yılda 250–400 mm yağışla Türkiye’nin en kurak bölgeleri arasında yer alırken Güneydoğu Anadolu’da ise yağış 400–500 mm olarak açıklandı. Durum yüksek sıcaklıklarla birleşince bölgeyi suya en fazla ihtiyaç duyan alan haline getirdi.

Yağışın mevsimlere dağılımı da büyük önem taşıyor. Kış aylarında yıllık yağışın yüzde 35–45’i düşerken, yaz aylarında İç Anadolu ve Güneydoğu’da bu oran yüzde 5’in bile altına inebiliyor.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye’de bazı bölgelerde yağışlar düzenli seyrettiğini, özellikle Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’da yıllar arasında ciddi dalgalanmalar yaşandığına dikkat çekti açıklamasında. “Bir yıl bolluk yaşanırken ertesi yıl kuraklık görülebiliyor. Bu nedenle yıllık ortalamaya göre yapılan projeler yazın su kıtlığına, kışın ise taşkınlara yol açabiliyor” sözleri ile tehlikeye dikkat çekti.

Prof. Kadıoğlu Türkiye’nin doğru bir su ve tarım politikası geliştirebilmesi için “ne kadar yağmur yağdığına” değil, “yağmurun ne zaman ve ne kadar değişken yağdığına” da odaklanılması gerektiğini savundu.

Kaynak: Superhaber