İlk izlerine Yunan Polis devletlerinde rastladığımız siyasi yönetim şekilleri uzun yıllar tartışmalara neden olabilecek uygulamalara sahne olmuştur. Birliğin sağlanma isteği, bireysel çıkarlar, savaşlar ve diğer etkenler bilim adamlarını sürekli olarak yeni yönetim sistemleri konusunda araştırmalar yapmaya ve en iyiye ulaşmaya itmiştir. Bugün halen kullanılan bu kavramların tanımına ve kapsamına ilişkin kısaca açıklama yapmak istersek :
Monarşi:
Monarşiyi kısaca, tek kişinin yasalara uygun yönetimi olarak tanımlamamız mümkündür. Mutlak monarşilerde babadan oğula geçen bir yönetim anlayışı vardır. Diğer yandan savaşta başarı sağlayan ya da devletin kurucusu olan kişiyi toplumun bizzat kendisinin başa getirmesi şeklinde kendini gösterebilir. Aynen mutlak monarşide olduğu gibi sonradan babadan oğula geçen bir yönetim şeklini alır. Başa gelen kişi aynı zamanda başkomutan, dini lider ve yüce hakim sıfatına da sahip olur.
Aristokrasi:
Temel ilkesi erdem olan Aristokrasiyi azınlığın yönetimi olarak adlandırabiliriz. Aristokrasi anlayışında en iyi, en mükemmel, ve erdemli olanların devleti yönetmesi söz konusudur. Aristokrasi anlayışına göre, normal iyilerin yer alamayacağı yönetimde mutlak erdem sahibi olanlar ancak yönetimde yer alabilir. Aristokrasi de servet değil erdem ön planda tutulmuştur.
Politeia:
Farklı anlayışların iyi yönlerini alarak belirlenen ve orta sınıf çoğunluğunun oluşturduğu bir yönetim şeklidir. Aristoteles bu anlayışta zenginliğin ve özgürlüğün birleşmesi sonucun da erdemli bir orta sınıfın ortaya çıktığını ve bu sınıfın temsil yetkisine sahip olabileceğini savunmaktadır.
Tiranlık:
Yasalara uyum göstermeyen, kendi çıkarı uğruna şiddette dayalı bir yönetim biçimi sergileyen tekin yönetimi olarak adlandırabileceğimiz Tiranlıkta hesap verme anlayışı yoktur. Tek hedef vardır, oda diğerleri üzerinde baskıcı bir etkinlik oluşturmak. Tiran bu etkinliğini halk üzerinde paralı ve yabancı askerleri kullanarak sağlamaya çalışır.
Oligarşi:
Servete dayalı bir anlayışa sahip olan Oligarşi için, zengin azınlığın yönetimi diyebiliriz. Yönetim kademesinde bir kişi olabileceği gibi birden daha çok kişinin yer alabileceği bir sistemdir.Aristoteles yönetimde yer alacak kişilerin belli bir servete sahip olması gerektiğini ifade eder. Yönetici grup yasalara göre değil, keyfi uygulamalarına göre halkı yönetir.
Demokrasi:
Yoksul olmalarına karşın sahip oldukları özgürlükten dolayı yönetim kademesine gelen ya da ele geçiren çoğunluğun yönetimi olarak adlandırabiliriz. Bu anlayışa göre toplumda sıradan halk ve toplumun ileri gelenleri vardır. Halk tarım, sanat ve diğer işlerle uğraşırken ileri gelen sınıf ise erdemli, soylu ve eğitimli kimselerdir. Aristo Oligarşi ve demokrasiyi bir birinden ayıran en önemli özelliğin varlık olduğunu ifade eder.