Şanlıurfa’nın İşgali ve Şanlı Kurtuluş Mücadelesi Yazı Dizisi 2

3-Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı sıfatı ile Binbaşı Ali Rıza Bey, Heyet-i Temsiliye Başkanlığı'na gönderdiği raporlardan birinde, Urfa civarındaki aşiretlerin Kuva-yi Millîye ve Hükûmet'ten yana olduklarını belirtmiştir....

Abone Ol

3-Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı sıfatı ile Binbaşı Ali Rıza Bey, Heyet-i Temsiliye Başkanlığı'na gönderdiği raporlardan birinde, Urfa civarındaki aşiretlerin Kuva-yi Millîye ve Hükûmet’ten yana olduklarını belirtmiştir. Urfa civarındaki aşiretlerden önemli bir kısmı ile temasa geçen Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Siverek, Suruç ve Harran civarındaki aşiretler; Düğerli, Badıllı, Naimi, Bucak, Berazi, Biniyusuf, Baziki ve Milli aşiretlerle temas sağlayarak, diğer aşiretlerle beraber millî amaç uğrunda birleşmelerini sağlamıştı. Sadece çok ufak birkaç aşiret bu birleşmenin dışında kaldı.

Kasım ayı içerisinde Binbaşı Ali Rıza Bey, Arap aşiretlerini Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne katmaya çalıştı. Bu amaçla Harran’daki İmam Bakır türbesinde Arap aşiretlerini toplayarak, hepsini İmam Bakır’ın kabri ve Kur’ân-ı Kerim üzerine yemin ettirdi. Toplantıya Naimi, Biniicil, Aneze, Biniyusuf, Geysi aşiretinin bütün kabileleri katıldı.

Cemiyetin bu çalışmaları sürerken bir aşiret reisi Salih el Abdullah birleşmeye yanaşmayarak Ali Rıza Bey'i Fransızlara ihbar etti, onun Urfa yöresindeki faaliyetlerini ve aşiretler üzerindeki çalışmalarını anlattı.

Bunun üzerine

Yüzbaşı Sajous’un durumu Carablus’a bildirmesi üzerine Yarbay Depoir Urfa’ya gelerek Binbaşı Ali Rıza Bey’i karargaha davet etti. Karargaha gelen Ali Rıza Bey’i, Depoir’in yaveri Filip karşılayıp biraz beklemesini söyledi. Dinlenme odasında beklerken yanından gülerek bir Ermeni muhbirin geçtiğini gördü. Depoir, Ali Rıza Bey’i odasına çağırıp sorgulamaya başlar; Ermenilerin dükkanı niçin kapattıklarını, Harran’a niçin gittiğini, giderken neden izin almadığını, aşiretlere yemin ettirerek amacının ne olduğunu sorar. Binbaşı Ali Rıza Bey’in cevaplarından tatmin olmayan Fransız komutan, Ali Rıza Bey’e tutuklu olduğunu, Adana üzerinden İstanbul’a gönderileceğini söyledi ve azledildiğini de mutasarrıflığa bildirdi. Ali Rıza Bey, Taburun devir teslimi gerekçesiyle aldığı izinden yararlanarak Hilvan üzerinden Viranşehir’e oradan da Siverek’e doğru geçti. Siverek’te gerekli tedbirleri aldıktan sonra Diyarbakır’a geçer burada tayinini Elaziz’e yaptırdı.

Böylece Urfa Jandarma Tabur Kumandanı Ali Rıza Bey görevinden Fransızlar tarafından (25 Kasım 1919) uzaklaştırılmış oldu.

Ali Rıza Bey’in firarına büyük tepki gösteren Fransızlar, Urfa halkına ve idareye karşı davranışlarını sertleştirdiler. Fransızlar, bölgeye Ali Rıza Bey’in girmesini de yasakladılar. Bölgeye girmesine hoşgörülü davrananlara para ve hapis cezası verileceğini, Ali Rıza Bey’i kendilerine teslim edene de 500 lira ödül vereceklerini bir bildiriyle mutasarrıflığa tebliğ ettiler.

Belediye gelirlerine ilişkin bilgileri de isteyen Saco, böylelikle hükümet işlerine iyice el atmış oluyordu.

Bu sıralarda Mardin’deki 5. Tümen Komutanı Yarbay Kenan Bey tarafından özel görevle Urfa’ya gönderilen Seyit Mehmet Efendi adındaki görevli, verdiği raporda, “Urfa’da iki cemiyet, iki fikrin bulunduğunu, Mutasarrıf ve Şükrü Nasih Bey (Son Osmanlı Meclis-i Mebus’an üyesi) ve arkadaşlarının bir harekât-ı ihtilali yapılmayarak siyasi çatışmada bulunmak ve diğer grubun ise bir kıyım yapmak fikrinde bulunduklarını” belirtiyordu. Bu kıyım yapmayı düşünenler Binbaşı Ali Rıza Bey’in görüşlerini paylaşanlardı. Mutasarrıf Ali Rıza Bey kendisinin, Fransızların tutuklamaları üzerine firar eden Binbaşı Ali Rıza Bey’in “Memleketin başına bir felâket getirecek mahiyette işlere kalkıştığından, fikrini iştirak eylemediğini “Kenan Bey’e bildiriyor, şu sıralar ayaklanmanın doğru olmayacağı görüşünü savunuyordu. O dönem Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey’in yumuşak tavrı, milli mücâdele yanlılarını rahatsız ediyor, sözgelimi Milli Aşireti reisi Mahmud Bey’in “Mutasarrıf Ali Rıza Bey, â’mal ve maksad-ı milliye tecviz etmiyor, â’mal-ı milliyeyi takip edenleri tenkid ediyor.” diyerek 13. Kolordu’ya yakınıyordu.

Binbaşı Ali Rıza Bey'in Urfa'dan ayrılmak zorunda kalmasıyla Urfa'daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başsız bırakılmış ve çalışmalara sekte vurulmuş oldu. Onikiler teşkilatı Ali Rıza Bey’in gidişiyle dağılmış oldu. Kadirli de görevli iken buradan Urfa Jandarma Tabur Kumandanlığına atanan Ali Saip Bey 29 Aralık 1919 günü Urfa'ya gelerek, buradaki görevine başlamıştır. İlk iş olarak şehrin ileri gelenleriyle görüşüp tanışan Ali Saip, o sırada Urfa'da görev yapan Maliye Müfettişi Faik Bey, Ceza Reisi İsmail Hakkı Bey ve Sulh Hâkimi Feyzi Bey'lerle temas ederek, Urfa'da millî bir teşkilât kurmak ve bir kıyam hazırlamak için görevlendirildim, diyerek fikrini açıklamıştır. Ali Saip, onlardan nasıl bir teşkilâtlanma içine girebileceğini sormuş ve bundan önce yapılan çalışmalar hakkında bilgi almıştır. Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey'le görüşüp onun desteğini de alan Ali Saip, bundan sonra sivil kesim, yani eşraf ve aşiret reislerine yönelmiştir.

İlk defa Badıllı aşireti Reisi Sait Bey'le temas kurup haberleşmeye başlayan Ali Saip, diğer civar aşiretleriyle ilişki kurmaya başladı. Naimi aşiretinden Arap Reşo da bu geçiş döneminde irtibata geçti, üzerine düşecek hangi görev varsa hazır olduğunu söyledi.

Ali Saip, şehirde herhangi bir harekete girişmeden önce Urfa ileri gelenleriyle tanışarak, şehirde bir danışma meclisi oluşturmak isteğinden dolayı çeşitli görüşmeler yapıyordu.

Yine böyle bir düşünceyle harekete geçtiği bir sırada Belediye Reisi Hacı Mustafa'nın da yardımıyla dağılan Onikilerin bazı eski üyeleriyle tanıştı. Onlar da tekrar yemin ederek, yeni oluşturulan kurula katıldılar. Böylece resmî kanatta, binbaşı emeklisi İhsan Bey, Askerlik Şubesi Başkanı İlyas Bey, Mülkiye Kaymakamlarından Şevket Bey, Baytar Müfettişi Âdil ve Jandarma Teğmeni Hulusi Bey'ler arasında gerçekleştirilen birliğe sivil kanattan Belediye Başkanı Hacı Mustafa, Barutçu Hacı İmam, Said Bey, Haçım Bey, Arap Reşo ve Hacıbedirzâde Halil Ağa ile diğerleri de katılmış oldu. Daha önce cemiyette çalışmış olan bu üyelerle işbirliğine girişen Ali Saip, Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığına getirildi.

Bundan sonra millî kurtuluş çalışmalarını yürüten cemiyet önemli görevler ifa etmiş ve üzerine düşeni yapmıştır. Müdafaa-i Hukuk yeniden oluşturulduktan sonra Ali Saip aşiret reislerine mektuplar yazarak, yapılacak millî ayaklanmanın plân ve programını anlatmıştı.

Aşiretlerden tasvip görünce de, 15 Ocak’ta bir ayaklanma planı hazırlandı. Buna göre, 15 Ocak günü saat 8’de aşiret reisleri Urfa, Telebyâd ve Arappınarı’ndaki Fransız işgal kuvveti kumandanlıklarına birer Ültimatom verecekler ve Fransızlara Urfa’yı boşaltmaları için 24 saat mühlet tanıyacaklardı.

Fransızlar Ültimatomu reddettikleri takdirde Aneze aşireti reisi Haçım Bey şimendifer hattının Siftek ile Fırat arasını tahrip ederek telgraf hatlarını kesecektir. Suruç aşiretleri Suruç ve Arappınarı’ndaki Fransız kuvvetlerini püskürtecek, Dögerli, Badıllı ve Arap Reşo çeteleri merkez sancağına bağlı aşiretlerle Kuva-yi Milliye ve Jandarma kuvvetleri de Urfa’daki Fransız kuvvetlerini çıkaracak ve Urfa ile diğer yerler arasındaki telgraf hatlarını keseceklerdi.

Aşiret reislerinin Fransızlara verecekleri Ültimatom metni şu şekilde hazırlanmıştı:

“Gerek Wilson ilkelerine ve gerekse Mondros Mütarekesi hükümlerine aykırı olarak memleketi sebepsiz işgalinizi şiddetle ret ve protesto eder, kısa bir müddet içinde bulunduğunuz yeri boşaltmadığınız takdirde zorla ya da savaşılarak çıkartılmanız yoluna gidileceğinden, bu suretle akacak kanların sorumluluğu tamamen size ait olacaktır.” diye bir nota gönderdiler.

Yapılan çalışmalar ve Urfa'da yeniden oluşturulan birlik ve bu birliğin verdiği güç ile Ali Saip millî ayaklanma gününü arkadaşlarıyla kararlaştırmış ve neticeyi Mustafa Kemal Paşa'ya bildirmiştir.

Ocak ayının 14’ünde Fransız Albay Normand’ın Urfa’ya uğraması dolayısıyla Fransız Kumandanlığı’nda verilen çay ziyafetine çağrılan Ali Saip Bey’e bazı sorular sorulmuş ve Normand tarafından sıkıştırılmıştı. Ali Saip, gizlice aşiretlere gönderdiği harekat planının Fransızlarca öğrenildiğini anladı ve aynı akşam bir grup arkadaşıyla Urfa’yı terk ederek önce Siverek’e oradan da Diyarbakır’a geçmek üzere yola çıktı.

Fransızlar, Urfa’da kalan Mülâzım-ı Evvel Adil Hulusi Efendi’yi karargâha çağırıp sıkıştırıp sorguladılar ve Ali Saip Bey’in ne amaçla kaçtığını öğrenmeye çalıştılar. Bir taraftan da Fransızlar kaldıkları binalara tahkimat yapmaya başladılar.

Urfa halkının ve Ali Saip Bey’in yaptığı bu çalışmaları Ermeni istihbarat elamanları tarafından Fransızlara ulaştırılmış olduğu düşünülüyordu, bunun için daha tedbirli hareket etmeye başladılar.

Bu olaydan sonra 15 Ocak 1920'de yapılması plânlanan ayaklanma daha ileri bir tarihe ertelendi. Ali Saip, Normand tarafından Urfa'da sorguya çekildikten sonra Siverek'e geldiğinde, burada Cudi Paşa ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Siverek merkezinin diğer ileri gelenleriyle görüşerek durumu bildirmişti. Siverek Kuva-yi Milliye'nin hazırlanması yolunda istekte bulunmuş ve Normand’ın buraya da gelebileceği yönünde uyarılırda bulunup buradan ayrılıp Diyarbakır’a geçmişti. 16 Ocak 1920 günü, Siverek'e gelen Normand ve beraberindekiler, Cudi Paşa'nın misafiri oldular. Akşam olduğunda, Normand, Diyarbakır'a gitmek istediğini açıklayınca, Hacıaliefendizade Cudi Paşa ve Odabaşızade Mahmut Efendi durumun tehlikeli olduğunu ve güvenliğinin tehlikeye düşeceğini bildirerek, kendisini Diyarbakır'a gitmekten vazgeçirmeye çalıştılar. Cudi Paşa ve Mahmut Efendi, Normand'ın Siverek'e geldiğini, Diyarbakır'daki 13. Kolordu Komutanlığı'na bildirmiş ve Kolordu'dan, Normand'ın Siverek'ten daha ileriye gitmemesi için gerekli tertibatın alınması emrini aldıklarından dolayı, onun Diyarbakır'a gitmesini önlemeye çalışmışlardır.