Şanlıurfa’nın İşgali ve Şanlı Kurtuluş Mücadelesi Yazı Dizisi 2

Urfa, 30 Ekim 1919 tarihinde Fransızlarca otomobillere bindirilmiş 300 kişilik bir birlikle işgal edildi. İşgal kuvvetlerinin ancak 100 kadarı Fransız askerinden oluşuyordu, geri kalan askerlerin büyük bir kısmı ise çoğu Müslüman olan sömürgelerden...

Abone Ol

Urfa, 30 Ekim 1919 tarihinde Fransızlarca otomobillere bindirilmiş 300 kişilik bir birlikle işgal edildi. İşgal kuvvetlerinin ancak 100 kadarı Fransız askerinden oluşuyordu, geri kalan askerlerin büyük bir kısmı ise çoğu Müslüman olan sömürgelerden özellikle de Tunus ve Cezayirli halktan oluşmaktaydı. Bazı askerlerin Türkçe şarkılar söyleyerek Urfa’ya girmelerinden anlaşıldığı üzere aralarında Fransız üniforması giymiş Ermenilerinde bulunduğu da anlaşılıyordu. Daha sonra gelen ek kuvvetlerle Fransız asker sayıları 461 er ve 12 subaya kadar yükselmişti. Fransız kuvvetlerinin komutanı Binbaşı Hauger ve siyasi yöneticisi ise Yüzbaşı Sajous(Saco)’ydu. İlk icraat olarak bütün memurları hükümet dairesinde toplayarak her memurun nerede çalıştığı, harpten önce hangi yerlerde bulunduklarını ve adlarını sordular. Bütün memurların görevlerini günü gününe yapmalarını isteyerek Osmanlı Hükümeti ile Fransız Cumhuriyeti’nin pek eski dostlar olduklarını, iki milletin de harp etmek amacında değilken istemeyerek bir harp meydana geldiğini belirttiler ve jandarmaların iyi çalışmasını, Fransız subaylarıyla iyi geçinilmesini tavsiye ettiler. Bir taraftan da Fransızlar, 950 yıl önce Haçlı Seferleri sırasında bu şehirde bir süre kaldıkları için tarihi hakları olduğunu da ileri sürmeye başladılar. Fransızlar, halkı yıldırmak için baskı, zulüm ve sert uygulamalara da yönelmişti. Fransızlar, işgal ettikleri diğer Türk şehirlerinde olduğu gibi, Urfa’da da, Ermeni azınlıktan yararlanmıştır. Fransızların işbirlikçileri olan Ermeniler, Urfalıların onurlarını kırıcı davranışlarda bulunmuş, halka karşı kışkırtıcı ve tahrik edici davranışları olmuştu.

Fransızlar ve Ermeni ortaklarının, komplolarıyla şehirde kargaşa çıkarıyorlardı. Birdenbire ‘kaç kaç’ sesleri içinde dükkanlarını kapatıp günlerce güvenlik olmadığı gerekçesiyle dükkanlarını açmıyorlardı. Bu ve buna benzer olaylar yöre halkını birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini sağlamış, halk işgalci Fransızlara karşı tek vücut olmuştur.

İşgallerle birlikte Urfalıların cesaret, azim, fedakârlık, mücadele ve vatanseverliği, milletimizce büyük bir takdir ve alâka ile takip edilmiştir. Urfa ve yöresinin işgali, bir vücut olan bütün Anadolu'da hissedilmiş; çeşitli şehir, kuruluş ve kişilerce işgal hareketleri, nefret ve şiddetle protesto edilerek kınanmıştır. İşgaller üzerine Urfa'daki aşiret reislerinden bazıları, Osmanlı Dahili’ye Nezaretine(İçişleri Bakanlığına) gönderdikleri bir telgrafta Urfa'nın, Selçuklulardan beri Türk vatanı olduğunu camileri ve medreseleriyle bir Osmanlı memleketi olan bu beldenin bundan sonra da Osmanlı Devleti'ne bağlı kalacağını bildirmişlerdir. Urfa şehir merkezinden gönderilen bir başka telgrafta da Ermenilerin durumuna dikkat çekilerek, "Ermenilerin, Urfa'da dükkânlarını kapatıp evlerine çekilmelerinin, işgali kolaylaştırmak ve işgali haklı göstermek için düzenlenen bir oyun olduğu" şeklinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında Ras'ul'ayn'de, Fransız üniforması altında yaklaşık 400 kadar Ermeni askerlerinin trenle geldiği Urfa ahalisi tarafından duyuldu.

Bu durumu protesto için yaklaşık 500 kadar Urfalı halk, süvari ve aşiret grupları hükümet binası önünde toplanmış, Osmanlı Devletine bağlı olduklarını ve son nefeslerine kadar fedâyi can etme pahasına da olsa esareti kabul etmeyeceklerini belirtmişlerdir. Orada bulunan Arap Reşo ve arkadaşları da, Fransız’ın esareti altında yaşamaktansa Allah yolunda cihat edip şehit olmayı yeğleriz diye hep bir ağızdan haykırıyorlardı. Bu topluluk ellerinde kırmızı zemin üzerine

Arapça "Nasrun min Allahî ve Fethûn Karibun" (Allah’ın yardımı ve fethi yakındır)

yazılı bir bayrak taşıyordu. Siverek'ten de, işgali kınayan telgraflar çekilmiştir; İzol Aşireti Reisi Hacı Kaya Bey de gönderdiği bir telgrafta, işgalleri kınadığını belirttikten sonra telgrafını

"Yaşamak için ölmeğe karar verdik"

diyerek tamamlamıştır.

Mustafa Kemal Paşa özetle, mütareke hükümlerine aykırı olarak Urfa ve diğer güney illerinin, bu defa da Fransızlar tarafından haksızca işgal edildiğini belirtmiştir. İtilâf Devletlerinin, milletimizi vatanımızın en güzel parçalarından mahrum bırakmak niyetinde olduklarını, vatanımızın bedeninden koparılacak parçalarla, kendilerine menfaat sağlamak istediklerini; milletimizin bölünme, parçalanma ve esarete razı olmaktansa, meşru haklarını bütün varlığıyla, azimle savunacağını belirtmiştir. Ermenileri siyasî parlarına(çıkarlarına) âlet edenlerin, bugüne kadar yapmış ve yapmakta oldukları haksız muameleleri şiddetle protesto ettiğini bildirmiştir. Kıyam (millî ayaklanma), peyderpey tayin olunacaktır. Birinci aşama Urfa millî ayaklanmasıdır (hareketidir). Bu devrede çeşitli cephelerin vazife, maksat ve hareket tarzları, aşağıda belirtilmiştir." diyerek, Anadolu’daki ilk hareketin Urfa'dan başlatılmasını hedeflemiştir. Anadolu basını da, işgaller karşısında suskun durmamış ve o günün imkânları nispetinde, üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yapmaya çalışmıştır. Erzurum'da yayımlanan haftalık Albayrak gazetesi, 30 Ekim 1919 tarihindeki bir yorumunda, "Toros Dağlar’nın güneyinde taşıyla, toprağıyla, kanıyla ve her şeyi ile Türk olan mübarek yurdumuzun bir parçası da Urfa'dır. Bu sancağın ruhu o kadar millîdir ki, türküleri ve manileri okunduğunda, bütün Anadolu Türk'ünün ruhunda derin heyecanlar, bediî hazlar husûle gelir." demekte ve onu izleyen günlerde bir başka sayısında da, başlığı "Türk varlığından ayrılık kabul etmeyen vatan bucaklarından: İzmir, Adana, Maraş, Urfa, Antep" başlıklı seri ve haftalarca süren makalelerinde işgali protesto etmiş ve yermiştir. Albayrak gazetesinde o günlerde "Albayrak" başlığı altında yer alan ve âdeta bir slogan hâline getirilen şu kısa şiir de çok manalıdır:

Vatan tûbâsında mukaddes bir dal,
Şarkî Anadolu İslâm ocağı,
Ellere verilmez cânân kucağı,
Adana, Urfa'yı unutmak muhal,
Hatırdan çıkar mı Maraş, Antep illeri?

İrade-i Milliye Gazetesi de bazen duygularını şiirle dile getiriyordu

;

‘Bir haber var mı, Adana’dan Urfa’dan?

Kan bürümüş dağlarını Maraş’ın,

Biz korkmayız kardaş için ölümden,

Haber aldık mı burada durmaz gideriz!’

Bunlardan başka, Hâkimiyet-i Millîye (Ankara), Açıksöz, Öğüt (Konya) protestolara katılmıştır.

Anadolu'da Çeşitli Şehir ve Kasaba Merkezleri 25 Ekim - 16 Kasım 1919 tarihleri arasında protesto telgrafı çekmiş olan Edirne'den Siirt'e, Anamur'dan Trabzon'a, Siverek’ten Çemişgezek’e kadar 80 şehir ve kasabanın adları ve telgrafların çekiliş tarihleri de rapora eklenmiştir.