Kuzeyden güneye doğru hafif eğimli bir topoğrafyaya sahip olan Şanlıurfa, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleriyle dikkat çekiyor. Tektonik çökmelere bağlı olarak kentin güneyinde Birecik, Suruç, Harran ve Ceylanpınar ovaları meydana gelmiştir. Suriye sınırı boyunca uzanan bu ovalar, verimli yapılarıyla tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı alanlar arasında yer alıyor.
Ovaların kuzeyinde ise iki farklı plato kuşağı öne çıkıyor. Kireç taşından oluşan Baziki platosu ile Karacadağ’dan gelen bazaltlarla meydana gelen Siverek-Viranşehir platoları, bölgenin jeomorfolojik çeşitliliğini artırıyor.
Ayrıca ovaların arasında, parmak gibi birbirine paralel uzanan Neojen döneme ait kalkerlerden oluşmuş Arat, Çaykuyu ve Tektek alçak platoları bulunuyor.

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
Suriye sınırından kuzeye doğru yükseltinin artması ve enleme bağlı olarak sıcaklık azalırken, yıllık yağış miktarı da artış gösteriyor. Fırat nehri kıyısındaki alanlar dışında, doğal bitki örtüsü büyük ölçüde kuraklığa adapte olmuş durumda. Ancak yaz mevsiminde şiddetli kuraklık ve insan etkisiyle bitki örtüsü ciddi tahribata uğruyor. Bölgedeki akarsuların büyük çoğunluğu ise dönemlik olup, genellikle kış aylarında akışa geçiyor.
Şanlıurfa’nın dikkat çeken bir diğer özelliği ise karstik yapısı. Çaykuyu, Arat, Tektek ve Baziki platoları bu özellikleriyle öne çıkıyor. Yaylak Ovası, Şanlıurfa–Bozova yolu üzerinde yer alan Tülmen Ovası ve Baziki platosunda Saf köyü çevresindeki karstik şekiller bu oluşuma örnek teşkil ediyor.

Kireç taşı platolarında akarsu vadileri de önemli bir yer tutuyor. Bozova kırsalı, Harran Ovası güneyi ve Siverek platosu, Karacadağ eteklerinden doğan Çem ve Şehir çaylarının kollarıyla yarılmış durumda. Bu çaylar, Fırat Nehri’ne ulaşmadan önce plato kenarlarını derin vadiler halinde yarmış ve bölgenin jeomorfolojik görünümüne şekil vermiştir.
JEOMORFOLOJİK YAPI NEDİR?
Yapı, yeryüzü parçalarını oluşturan kayaçların, hem de onların meydana getirdiği tabakaların özelliklerini ifade eder.





