Şanlıurfa kültürünün ve musikisinin en özel isimlerinden biri olan Mukim Tahir’in hayat hikâyesi, bugüne kadar pek bilinmeyen gurbet yıllarıyla birlikte mercek altına alınıyor.
Geleneksel Şanlıurfa müziğinin en güçlü damarlarından biri olan Mukim Tahir, arkasında bıraktığı yanık ezgiler kadar, şehirden ayrılış hikâyesi ve gurbette geçen son günleriyle de derin bir iz bıraktı. Kültürel hafızayı diri tutma adına atılan yeni bir adımı gözler önüne seriyor.
MUKİM TAHİR’İN GURBET HİKÂYESİ ARAŞTIRILACAK
Rahmetli Mukim Tahir’in bir daha dönmemek üzere Şanlıurfa’dan ayrılışını, Zonguldak’ta geçen gurbet yıllarını ve hayatının son dönemlerini anlatan kapsamlı bir çalışma hazırlanması planlanmaktadır.

MUKİM TAHİR KİMDİR?
Mukim Tahir, 1939 yılında Tenekeci Mahmut Güzelgöz ve Hacı Nuri Hafız ile birlikte Muhacir Çarşısı’ndaki Aslanlı Han’da bir oda kiralayarak mevlit okumaya başladı. Takvimler 1941 yılını gösterdiğinde Şanlıurfa Halkevi Kahvesi’nin işletmesini üstlendi ve aynı dönemde Halkevi saz ekibinin yönetimini de yürütmeye başladı.
Hoş sohbeti ve büyüleyici sesiyle kısa sürede Urfa müzik meclislerinin en çok aranan ve sevilen simalarından biri hâline geldi; öyle ki hemen her gece farklı bir meclisin baş köşesine davet ediliyordu.
Onun sanatında hayat ile müzik daima iç içeydi. Bugün dahi dillerden düşmeyen Yar İçerden türküsünü, meclislerden bir gece geç döndüğü için kendisini eve almayan eşine kapı arkasından seslenerek o an doğaçlama bestelemişti. Mukim Tahir, aynı zamanda Şanlıurfalı ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses başta olmak üzere birçok ismin seslendirdiği efsanevi Ayağında Kundura türküsünün de kaynak kişisidir ve bestekarıdır.




