Osmanlı döneminde Urfa’da yaşamış ve yaptırdığı eserlerle adını günümüze kadar taşıyan önemli şahsiyetlerden biri de Sakıb Efendi’dir. Asıl adı Emin olan, edebiyat ve tasavvuf dünyasında derin izler bırakan Sakıb Efendi, yalnızca bir şair değil aynı zamanda hayırsever ve şehir kültürüne yön veren bir isim olarak bilinir.
BİRECİK’TEN URFA’YA UZANAN BİR HAYAT
Sakıb Efendi, 1800 yılında Birecik’te dünyaya geldi. Hacı Mustafa isimli bir köylünün oğlu olan Emin, medrese tahsilini Birecik’te tamamladı. Vatani görevini yaptığı Urfa’yı çok beğenmesi üzerine bu şehre yerleşti. Urfa’daki ilk görevi Şer’iyye Mahkemesi’nde memuriyet oldu.
Köroğlu İbrahim Halil Ağa’nın kızı Hatice Hanım ile evlenen Sakıb Efendi’nin hayatı, bu dönemden sonra bambaşka bir yöne evrildi. Memuriyetten ayrılarak ziraat ve ticarete yönelen Sakıb Efendi’nin serveti zamanla büyük ölçüde arttı.
URFA’YA KAZANDIRILAN HAYIR ESERLERİ
Elde ettiği serveti hayır işlerine yönlendiren Sakıb Efendi köşkler, mektepler, mescitler, camiler ve tekkeler yaptırdı. Bunların en meşhuru, kendi adıyla anılan Sakıbiye Medresesi ve Tekkesi oldu. Günümüze ulaşamayan bu yapı, döneminde birçok alim ve şairin yetiştiği önemli bir ilim merkeziydi. Rivayetlere göre Urfa’daki şiir geleneğinin yarısında Sakıb Efendi’nin payı bulunuyordu. 1854 yılında hacca giden Sakıb Efendi, dönüşünde “Şeyh” unvanını aldı ve halkın her türlü ihtiyacında yanında oldu.
HALEPLİBAHÇE’NİN MİMARI
Bugün Şanlıurfa’nın en bilinen alanlarından biri olan Haleplibahçe, Sakıb Efendi’nin vizyonuyla hayat buldu. Boş ve geniş bir tarla olan alanı imar ettiren Sakıb Efendi kasırlar, havuzlar yaptırarak burayı yeşil bir köşeye dönüştürdü.
Haleplibahçe’de bulunan ve Sakıb Efendi Köşkü olarak bilinen konak, haremlik ve selamlık bölümleriyle geniş bir alana yayılmaktadır. Günümüzde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından kafe,restoran ve turizm ofisi olarak kullanılmaktadır.
BİR RÜYA, BİR DÖNÜM NOKTASI
Sakıb Efendi hakkında anlatılan en dikkat çekici rivayetlerden biri de Halilürrahman’da gördüğü rüyadır. Rivayete göre kısa bir uyku sırasında kendisine “Dünyalık mı istersin, ahiretlik mi?” diye sorulur.
Sakıb Efendi ise şu cevabı verir: “Bana dünyalık verin, ben onunla ahiretimi bulurum.”
Bu rüyadan sonra Sakıb Efendi’nin zenginliğinin arttığı, Sakıbiye Tekkesi, külliyesi ve hayratlarını bu dönemde yaptırdığı anlatılır. Başka bir rivayete göre ise zenginliğinin asıl kaynağı, mültezimlikten elde ettiği kazançlardır.
Sakıb Efendi, 1873 yılında misafir olarak gittiği Birecik’te, oğlu Mustafa Lami’nin evinde vefat etti. Vasiyeti üzerine cenazesi Urfa’ya getirilerek Sakıbiye Medresesi’ne defnedildi.
Ancak ilerleyen yıllarda medrese ve müştemilatı satılınca, Sakıb Efendi ile yanında defnedilmiş olan oğlunun mezarları Dergah Camii kabristanına taşındı.