Antik dönem kaynaklarına göre Urfa, Roma ve Bizans dönemlerinde birçok büyük taşkına sahne oldu. Bugünkü Balıklıgöl’ü besleyen akarsu yataklarının yol açtığı bu felaketler, kentin tarihinde derin izler bıraktı.
BİNLERCE KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Milattan sonra 525 yılında meydana gelen büyük sel felaketi ise bunların en yıkıcı olanı olarak biliniyor. Kent merkezindeki saraylar ve birçok yapı tamamen yıkılmış, binlerce kişi yaşamını yitirmişti.
Felaketin ardından 527 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus, Urfa’ya mühendisler göndererek taşkınların önlenmesi için yeni su kanalları, bentler ve koruma yapıları inşa ettirdi. Kentte yürütülen bu çalışmalar sebebiyle Urfa’nın bir dönem “Justinianopolis” olarak anıldığı da belirtiliyor.

BALIKLIGÖL’ÜN PAGAN KÖKENİ
Balıklıgöl’ün bugünkü kutsal kimliğinden önce, antik dönemde pagan bir kült merkezinin parçası olduğuna dair güçlü bulgular bulunuyor. Havuzların kim tarafından yapıldığı kesin olmamakla birlikte, birçok arkeolojik ve yazılı kaynak buranın su ve bereket tanrıçası Atargatis’e adanmış bir tapınak alanı olduğu düşünülüyor.
Romalılar tarafından Derketo veya Dea Syria olarak adlandırılan bu tanrıçanın kutsal havuzlarındaki balıkları yemek kesinlikle yasaktı. Bu yasak, günümüzde Balıklıgöl balıklarına dokunulmaması geleneğinde hala yaşamaya devam eden kadim bir miras olarak görülüyor.
Balıklıgöl, yalnızca kutsal balıklarıyla değil Cami avlularında ve göl çevresinde güvercin besleme geleneği, hem Urfa’da hem de Suriye coğrafyasında yüzyıllardır yaşayan bir inanç ve yaşam kültürü olarak günümüze ulaşmış durumda.






