Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde sezaryen doğumun ardından yaşamını yitiren Edanur P. ile ilgili yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Daha önce tutuklanarak cezaevine gönderilen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Münevver Zehra Davutoğlu, avukatının yaptığı itirazın kabul edilmesinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.
Yaşanan gelişmenin ardından Şanlıurfa Tabip Odası da meslektaşlarının yaşadığı hukuki sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunmak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Tabip Odası binasında basın açıklaması gerçekleştirdi.
ŞANLIURFA TABİP ODASI’NDAN BASIN AÇIKLAMASI
Basın açıklamasında konuşan Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı Op. Dr. Baran Yüksekyayla, doğum sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle bir vatandaşın hayatını kaybetmesinden büyük üzüntü duyduklarını belirterek, yaşamını yitiren vatandaşa Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diledi.
Olayın tüm yönleriyle bilimsel veriler ışığında ve hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde aydınlatılmasının en büyük temennileri olduğunu ifade eden Yüksekyayla, adaletin sağlanması kadar hukuka uygun usullerle işletilmesinin de hukuk devletinin vazgeçilmez bir gereği olduğunu söyledi.
Yüksekyayla, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 18. maddesine dikkat çekerek, kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan hekimler ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında gerçekleştirdikleri muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle ceza soruşturması açılabilmesi için Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun soruşturma izninin gerektiğini belirtti.
Tıbbi uygulamadan kaynaklandığı ileri sürülen taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma iddialarında söz konusu usul güvencesinin kanunun öngördüğü temel bir hukuki koruma olduğunu ifade eden Yüksekyayla, hukuk devletinde usul kurallarının şekli formaliteler değil, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olduğunu vurguladı.
Tıbbi uygulamalara ilişkin iddialarda bilimsel bilirkişi değerlendirmeleri tamamlanmadan ve yasal usuller işletilmeden uygulanan koruma tedbirlerinin yalnızca ilgili sağlık çalışanlarını değil, hukuk güvenliği ilkesini de zedelediğini belirten Yüksekyayla, tıbbın doğası gereği riskler barındıran bir bilim dalı olduğuna dikkat çekti.

En doğru tanı ve tedavi uygulanmasına rağmen öngörülemeyen ve önlenemeyen komplikasyonların gelişebileceğini ifade eden Yüksekyayla, komplikasyon ile tıbbi ihmal arasındaki ayrımın ancak bağımsız ve bilimsel değerlendirmeler sonucunda ortaya konulabileceğini söyledi. Bu ayrım yapılmadan sağlık çalışanlarının peşinen suçlu gibi değerlendirilmesinin hem hukuka hem de tıp biliminin temel ilkelerine aykırı olduğunu kaydetti.
Bu tür uygulamaların hekimler ve tüm sağlık emekçileri üzerinde ciddi bir baskı ve endişe oluşturduğunu belirten Yüksekyayla, bunun doğal sonucunun defansif tıp anlayışının yaygınlaşması olduğunu ifade etti. Hekimlerin hukuki kaygılar nedeniyle riskli hastalara müdahalede tereddüt yaşayabileceğini, gerekli cerrahi girişimlerden kaçınabileceğini, hastaları gereğinden fazla sevk edebileceğini veya gereksiz tetkik istemek zorunda kalabileceğini belirten Yüksekyayla, bu durumdan en büyük zararı sağlık hizmetine erişen hastaların ve toplum sağlığının göreceğini söyledi.
Şanlıurfa Tabip Odası olarak olayın yaşandığı ilk andan itibaren süreci yakından takip ettiklerini belirten Yüksekyayla, meslektaşlarının hukuki haklarının korunması amacıyla ilgili kurumlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunduklarını, hukuki sürecin mevzuata uygun yürütülmesi için başvurular gerçekleştirdiklerini ve meslektaşları ile ailesinin yanında olduklarını ifade etti.
Meslektaşları özgürlüğüne kavuşuncaya kadar dayanışmayı sürdürdüklerini kaydeden Yüksekyayla, bundan sonraki adli süreçte de yanında olmaya devam edeceklerini belirtti.
Hiçbir hekimin hukukun öngördüğü güvenceler yok sayılarak özgürlüğünden mahrum bırakılmasını kabul etmediklerini vurgulayan Yüksekyayla, aynı şekilde hiçbir hasta yakınının da adalet beklentisinin zedelenmesini istemediklerini söyledi.
Yüksekyayla, taleplerinin yargı süreçlerinin bilimsel veriler, bilirkişi değerlendirmeleri ve yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde adil ve tarafsız şekilde yürütülmesi olduğunu belirterek, “Hekimlerin hukuki güvencesi, toplumun sağlık güvencesidir. Hukukun üstünlüğünün ve bilimsel ilkelerin korunduğu bir sağlık sistemi; hem sağlık çalışanlarının hem de hastaların ortak yararınadır” ifadelerini kullandı.






