NE ZAMAN BU HALE GELDİK

Abone Ol

Sahi, biz ne zaman bu hale geldik?

Hani insan, yaratılmışların en şereflisiydi. Hani merhametiyle, vicdanıyla, adaletiyle övünürdü. Hani dünya bile onun için bir imtihan sahası olarak düzenlenmişti.

Peki şimdi?

Biz neye dönüştük, hangi ara bu kadar vicdandan yoksun kaldık?

Baksanıza son günlerde artan dolandırıcılık haberleri, bu soruyu insanın zihnine adeta kazıyor. Üstelik hedefte kimler var biliyor musunuz?

Ömrünü çalışarak geçirmiş, bugün eline geçen üç kuruşla geçinmeye çalışan emekliler. Kurban Bayramı yaklaşırken, devletten verilen 4.000 liralık bayram ikramiyesi, bazıları için bir umut, bazıları içinse ne yazık ki bir av fırsatına dönüşmüş durumda. Üstelik yöntemler tanıdık ama bir o kadar da sinsice. Telefonlar çalıyor. Karşıdaki ses kendini “banka görevlisi” olarak tanıtıyor. Bazen bir “resmi kurum” adıyla güven telkin ediliyor. Ardından bir mesaj: “Şuraya tıklayın.” Ve en kritik hamle: Acele ettirmek, panik oluşturmak. Çünkü dolandırıcılar iyi biliyor: İnsan düşünmeye fırsat bulamazsa hata yapar. Bir linke tıklıyorsunuz, bir bilgi giriyorsunuz. Ve belki de o mütevazı bayram ikramiyesi, saniyeler içinde başkasının cebine gidiyor. Oysa o para, belki bir torunun harçlığıydı belki. Belki bir yetimin umuduydu. Belki bir bayram alışverişiydi. Veya bir evin küçük ama kıymetli sevinciydi. Aslında insanın içini asıl acıtan şey ise şu: Bu yapılan sadece bir hırsızlık değil. Bu, güvenin çalınmasıdır. Bu, yaş almış insanların iyi niyetinin istismar edilmesidir. Ve kötülüğün daha görünür daha organize hale gelmesidir.

Sonuç olarak kötülüğün kendiliğinden büyümediği gibi ona da göz yumuldukça alan açılır. O zaman gelin hep beraber farkındalığımızı gösterip bir büyüğümüzü arayalım. Onlara bu tuzakları anlatalım. Belki de bir telefon, bir uyarı bir emeklimizi bu kirli tezgahtan kurtarır.