Miraç Kandili

Abone Ol

Miraç, sadece mucizevi bir göğe yükseliş değil, insanın kendi iç dünyasındaki karanlıktan aydınlığa, kederden huzura doğru attığı en büyük adımdır. Miraç Kandili de işte böyle bir gecedir. Sadece hatırlanan değil, idrak edilmesi gereken ve yaşanması gereken bir gecedir.

Miraç, insanın sınırlı dünyasından sınırsız hakikate doğru yaptığı en büyük yürüyüştür. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bir gecede Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya yükselişi, aslında insanın iç yolculuğuna tutulmuş bir aynadır. Bu yolculuk, bedenin değil ruhun yükselişidir.

Miraç bize şunu öğretir. Yükselmek için önce arınmak gerekir. Kırgınlıklardan, kibirden, bencillikten, kalbi ağırlaştıran her duygudan sıyrılmadan göğe doğru bir adım atılamaz. Bugün belki semaya yükselmiyoruz ama kalbimizi yüceltebiliriz. Bir gönül alarak, bir hatayı affederek, bir adaletsizliğe sessiz kalmayarak.

Bu gece, duaların göğe en temiz haliyle yükseldiği bir gecedir. Ancak dua, sadece dilden dökülen sözler değildir. Dua niyettir, duruştur, hayata karşı alınan ahlaki bir tavırdır.

Dünyanın gürültüsü arasında kalbimizi susturduğumuz her an, Miraç’tan biraz daha uzaklaşıyoruz. Oysa bu gece, kalbi yeniden konuşturmak için bir fırsattır. Kendimize dönmek, özümüze bakmak, nerede eksildiğimizi fark etmek için.

Sonuç olarak Miraç Kandili, Rabb'imizin affına sığınarak ruhlarımızı huzurla buluşturma fırsatıdır. Bu mübarek gecenin başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam alemine hayırlar getirmesi dileğiyle Miraç Kandilinizi en içten dileklerimle kutluyorum.