Yokluklar Dünyasına Doğru

Diyojen’in gündüz vakti elinde fenerle dolaşırken, ne aradığını soranlara verdiği yanıt; İnsan arıyorum demesine benzer acı bir durumla karşı karşıyayız. Ve gün gittikçe de daha çok hissedilmeye başlandı.

Hatta öyle bir duruma geldik ki; Sonunda insan olduğumuzu kanıtlayacak hiç bir şeyimiz kalmadı.

Çünkü neyimiz var. Neyimiz yok aldılar.

Önce iyi niyetimizi,

Sonra duygularımızı,

Umutlarımızı saymıyorum bile.

Geriye et ve kemik kalıncaya kadar sömürdüler.

En sonunda da madde alemi ile gözlerimizi köreltip, yüreklerimizde maneviyat adına ne varsa söküp aldılar. Ve vicdan namına bir şey bırakmadılar.

Öyle ki dönüp etrafına bakıyorsun;

Merhamet;

Yok..!

Sevgi;

Yok..!

Vicdan;

Yok..!

İyi niyet

Yok...!

Paylaşmak

Yok..!

Yardımlaşmak

Yok..!

Sadece bu mu

Tabi ki hayır

İnsanların birbirlerini kolayca ve çabucak yargıladığı ve harcadığı,

Kimsenin kimseye ayıracak vaktinin olmadığı,

Gözlerin sadece bayram etmek için baktığı bir dönem.

Bütün bunlar olurken;

Peki  ya insan neredeydi ?

Oda yok..!

Ara ki bulasın.

Bakın insanın ölçüsü emektir. Ama insanlar birbirlerini yemekten, emeklerinin değerini de kutsallığını da talan ediyorlar maalesef. Öyle ki yalanın ve iki yüzlü hallerin itibar gördüğü, kötülüğün "beş dakika ara" vermediği bir dönemde gerçekler değil, çıkarlar destekleniyor. Ruhu kirlenmiş insanların vicdanı ayar tutmuyor ve istedikleri gibi at koşturuyorlar ortalıkta. Bu yüzden Lidyalılar, parayı bulacağına keşke insanlığı bulsaydı diyemeden edemiyorum.

 Sonuç olarak dünyanın bir “körler ülkesi”ne dönüştüğü bir devirde insanların acilen özüne dönmesi ve insan olduklarını hatırlaması gerekiyor. Yoksa Diyojen gibi gündüz elinizde fenerle insan aramaya çıkarsınız ki;

Ne insan bulursunuz.

Ne de yaşanacak bir dünya

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Orhan Aslan - Mesaj Gönder

# için, daha



Anket Bugün Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirdiniz?