SENSİZ OLMAK ÖLÜMDEN ÖTE BİR ŞEY DEMEK

İnsan elinde ki varlığı yitirmedikçe sahip olduğu, değerlerin, kıymetini bilmezmiş. Yaşamayan bilmezmiş hasretliklerin insanı nasıl yaraladığını. İlk kez bu kadar uzaklaştın benden ve ben ilk kez sensizliğin ölümden öte bir şey olduğunun farkına varıyorum!
Meğer senmişsin bana hayat veren. Meğer senin varlığınla sevebilmişim ayı, güneşi. Meğer senin varlığınla sevebilmişim cümle âlemi.
Kaç saat, kaç gün geçti gidişin ardından. Bana bir asır gibi geliyor, sensiz her saatim. Seninle çocuklar gibi şenlendiğim, seninle gülüp ağladığım, yoksulluğa rağmen hayat bulduğum odam, şimdi taziye evini andırıyor. Geç fark etmişim senden başka kâbuslu gecelerimi, hayra yoranımın olmadığını. Bilmemişim bir tanem bilememişim kıymetini!
Kaç gün oldu. Sensizliğinin, hasretlik matemindeyim
Biliyorum döneceksin, sensiz virane olan bu eve. Bildiğim halde, içimde esen korku poyrazı ayrılık rüzgârına dönüşüyor. Ve bu rüzgâr kırmış kolumu, kanadımı. İçimde korkular birikiyor. Korkularım acıya dönüşüyor. Uykusuzluk ve huzursuzluk deryasında, yüreğim acıyor sensiz.
Ya bir daha görüşememek düşüncesi, bir bıçak gibi bölüyor gecelerimi, gözlerim yaş dolarken, beynim kurşunluyor, gecenin karanlığında. İnadına üzülüyorum, arıyorum seni.
Sensizlik zormuş be gülüm. Hani hatırlarsın, Sana kızınca seninle tanıştığım güne lanetler okurdum. Yok, be yalanmış söylediklerim. İşin aslının öyle olmadığını şimdi daha iyi anlıyorum.
Dün gece çılgına döndüm. İçimden bir şeylerin kopup gittiğini, sensizlik selinin yüreğimden akıp gittiği hissine kapılıyorum, bir yanımı yitirmiş gibiyim. İçimde özleminin yaktığı acıyı dindirmek için balkona çıkıyorum. Gece sensizliğin hapsinde. Bir ölüm sessizliğinde bu sokaklar, yıldızları saymaya başladım, her saydığım yıldız yüzüne dönüşüyordu gözlerimde.
Olmuyor! Seni beklemekle geçmiyor zaman. Zamana karşı saat yel kovanları isyanda. Karışmış zaman ne gece belli, nede gündüzüm. Anılar denizine dalıyorum. Yıllar önce daha saçlarıma aklar düşmeden, senin için yazdığım şiirlerimi anılar kitabından evlilik cüzdanı için çektirdiğin fotoğrafına karşı okuyorum. Her mısrada ben bile şaşırıyorum. Şu karşımda bana cansız gülümsemeler saçan fotoğrafın bile zamana karşı durmayıp sararırken, içimde ki yanar dağı andıran bu ateşten sıcak sevgi nasıl yaşadı ve nasıl çoğaldı bunca zaman. Her şiir mısrasının ardından biraz daha hayret ediyorum. Meğer ben seni kendimden çok seviyorum.
Bak yine sensiz aydınlanıyor Siverek sokakları. Yüreği taze umutlarla dolu liseli kızlar, bir zamanlar senin yaptığın gibi. Saçlarını örükleyip kitapları ellerinde okul yolundalar. Her sabah seninle beraber dinlediğimiz simitçi ve tatlıcının ekmek parası uğruna uykumuzu bölen tatlı seslerini sensiz dinliyorum.
Sensiz her sabah olduğu gibi göz kapaklarım uyku açlığıyla ağırlaşmış. Her yanım sensizliğin ağrıları içinde. Sanki dünyayı devirmişler üzerime sensizliğin ağırlığı altında eziliyorum.
Kızacaksın biliyorum. Fakat sensiz evi dağıtmışım. Mutfak kir pas içinde, hamam böcekleri tabakların ziyafetinde. Eşyalar ortalığa saçılmış. Sensiz hiçbir şey gelmiyor içimden. Ter kokmama rağmen sen yoksun diye su işkence gibi geliyor bana. Biliyorum kızacaksın tırnaklarım, saçım, sakalım uzamış. Her gören’’ Hastmısın? Yoksa Yas tamısın? Ne bu hal?’’Yüreğimde ki matem havası. Bana ölümü hatırlatıyor. Beni korkutan kendi ölümüm değil. Senin ölümünü görmekten korkuyorum. Ölümün bana her gün ölüm demek Tanrıdan tek dileğim yaşamım senin, ölümün ölümüm olsun.
Sensizlikten viraneye dönmüş halimi soranlara diyemiyorum; Sensizliğin mateminde olduğumu anlatamıyorum. Her kes kendine bir pay çıkarıyor bu yıkık virane halimden. Oysa içimdeki yokluğunun kimse farkında değil. Ve ben hiç kimseye Sensizliğin harabesinde kaldığımı anlatamıyorum. Ağarmış saçlarımdan sakalımdan utandım!’’Bu yaşata bu sevda’’demelerinden utandım!
Oysa bilmiyorlar ki sen yüreğimde yıllar geçse de hep taze bir sevda tomurcuğusun. Sen sevda bahçemde açan mevsimsiz çiçeklerin en canlısı, en hayat verenisin. Sen bin yıllara sığmayan sevdamsın.
Ne tuhaf çeliş ki değil mi? Bir tanem. Sana bile anlatma cesaretini bulamadığım, bu yaşamsal sevdayı sen gittikten sonra daha iyi yaşayıp, anladım. Ve sen yanımdayken hep erkeklik tasladım. Seviyorum desem teslim olacağımı, erkekliğimden ödün vereceğimi sandım.
Oysa gidişinle anladım ki sevda gizlenmez, sevda anlatılmaz, sevda yazılamaz. Sevda ancak yaşatılır. Sevgi emek, sevgi teslimiyetmiş.
Ve ben seni ilk günden daha çok sevdiğimi anlatmak için balkonda seni bekliyorum.
Biliyorum bir şafak vakti gittiğin sokaktan döneceksin ve seni ilk gördüğümde yaşı başı, utanmayı bir yere bırakıp haykıracağım. BEN SENİ BEDELSİZ, BEN SENİ BENDEN ÇOK SEVİYORUM.
Sen benim NJUTENYAMSIN(bir tanemsin)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şükrü Dolaş - Mesaj Gönder

# Taziye

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfanatik Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfanatik Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfanatik Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfanatik Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Aşı durumunuz nedir?