Kırmızı Mercedes

Kıymetli okuyucularım, geçen hafta dedik ya şehrin en kıymetli ‘’Devlet ve Siyaset Adamı’’ Sayın Necmettin Cevheri diye. Az da olsa niye öyle dediğimizi önceki yazımızda yazmaya çalıştık. Azımızı çok görün lütfen. Sayın Cevheri’nin aldığı görevler ve şehrine yaptıklarından daha önemli bir yönü de Cumhuriyet döneminin en kritik anlarına şahitlik etmesi, hatta o anların içerisinde yer olmasıdır. Biraz da Türkiye siyasetinde Necmettin Cevheri’den bahsedelim.

            Bakın siyaset ile ilgili neler söylemiş. ‘’Siyaset sayesinde veya siyaset yoluyla mal varlığınızda artış olması, kanunları ihlal etmiş olmanızın yanı sıra, siyaset kurumuna ihanet etmektir.’’ Bu anlatım ile aslında tüm siyaset alanına bir rota çizmiştir.

            Sayın Cevheri toplum hafızasında yer yapan olaylar da da aktif rol almıştır. Bediüzzaman Said Nursi Urfa’ya geldiğinde her ne kadar Demokrat Parti üst yönetimi onu yalnız bırakmış olsa da, kendisi fiili il başkanı olarak partisine rağmen, Üstada sahip çıkmış, ziyaretine gitmiş ve bir isteğinin olup olmadığını sormuştur. Bediüzzaman hazretlerinin vefatından önce kendisi ile en son görüşen kişi Sayın Necmettin Cevheri olmuştur. O gece yanından ayrıldıktan saatler sonra Üstad vefat etmiş, onu hayatta iken gören son kişi kendisi olmuştur. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra kurulan Adalet Partisinden milletvekili olmuş sonrasında da Urfa’nın ilk bakanı olarak kabinede görev almıştır. Yine o yıllarda, 1969 seçimlerinde, merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın Adalet Partisine milletvekili olarak başvurduğu fakat başvurusunun işleme konulmadığı zamanda partinin üst düzey yöneticileri arasında idi. Zaten bu olaydan sonra merhum Erbakan 1970’te Milli Nizam Partisi ile Türk Siyaset sahnesine çıkmıştır.

             1980 öncesi ülkede kaosun hüküm sürdüğü, ordu içerisindeki komutanların deyimi ile ‘’Müdahale kararımızın olgunlaşması için terörün artması gerekiyordu, onun için bekliyorduk’’ dediği yıllar. Sonrasında 12 Eylül 1980 darbesi, siyasi yasaklar ve Kırmızı Mercedes’in öyküsü. Darbe gerçekleşmiş ve 7. Demirel Hükümeti düşürülmüştü. Başbakan Süleyman Demirel ve eşi Nazmiye Hanım Gelibolu Hamzaköy’de zorunlu ikamete tabi tutuluyorlardı. Yine o yıllarda, içerisinde Necmettin Cevheri’nin de bulunduğu, Adalet Partisi üst düzey yöneticileri 10 yıllık siyaset yasağına tabi tutulmuşlardı. Sayın Demirel’in Hamzaköy’deki zorunlu ikameti son bulmuş fakat şimdi de Zincirbozan yolu görünmüştü. Cevheri’nin kadim dostu, darbe ile görevinden el çektirilen Demirel, Milli Güvenlik Kurulu Kararı ile Çanakkale Zincirbozan Komutanlığına gönderilecekti. Cevheri yol arkadaşı Demirel’i, kendi kullandığı Kırmızı Mercedes’i ile  Zincirbozan’a götürüp kendi eliyle teslim edecekti. Kırmızı Mercedes o hazin yolculuğa şahitlik edecekti. Arabayı kullanan Necmettin Cevheri yanında oturan ise Süleyman Demirel idi. Demirel’i Zincirbozan’a götürüp getiren o Mercedes yıllar sonra yine tarihi bir olaya tanıklık edecekti. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı olacağı gün o Kırmızı Mercedes’in şoförü yine Necmettin Cevheri yanında oturan ise yine Süleyman Demirel idi. İki dost beraberce önce sabah namazı için Hacı Bayram Camisine sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine gideceklerdi. Süleyman Demirel’in deyimi ile iki kardeş o Kırmızı Mercedes ile Zincirbozan yollarını Çankaya ile noktalamışlardı. Doğru Yol Partisinin ismi de Zincirbozan yolunda o Mercedes’in içinde karara bağlanmıştı. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette geçen Sırat-el Müstakim’den esinlenerek Doğru Yol isminde karar kılmışlardı. Türk siyasi tarihinde ilk kadın Başbakanın seçilmesinde yine Sayın Cevheri kilit isimlerden biri olmuştur. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı olmuş, Doğru Yol Partisi kongre ile hem Genel Başkanını seçecek hem de Başbakan koltuğuna oturtacaktı. Kongrede üç aday yarışıyordu, İsmet Sezgin, Köksal Toptan ve Tansu Çiller. Sancılı bir seçimden sonra Necmettin Cevheri’nin de destek verdiği Tansu Çiller Genel Başkanlık koltuğuna oturmuştu. O tarihten sonra Tansu Çiller Başbakan, Necmettin Cevheri’de Başbakan Vekili olmuştu. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Şanlıurfa’dan çıkmış bana göre en kıymetli ‘’Devlet ve Siyaset Adamı’’ anlatılırken tabi ki birkaç sayfa yetmez. O ve onun gibiler için kitaplar yazılmalı. Bizimki tarihe bir önsöz açma babında oldu. Şanlıurfa’nın yaşayan aksaçlısının şehrine yaptıklarını ifade etmek de bir sonraki yazıya kaldı.

             Vefalı davranmamız umuduyla, haftaya yine buradayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Ağ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfanatik Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfanatik Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Urfanatik Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfanatik Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Abdulaziz Koyuncu - Çook büyük hizmet etmiş, ilk kadın başbakana destek vererek hemde Tansu hanım gibi birine, hele Süleyman Demirel anlı şanlı masona kardeşliği mükemmel. Sayın Yazar siz bu milleti ebleh mi sanıyorsunuz yada kitabı tersten okuyarak birilerinden menfaat devşirme planınız mı var?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Ocak 11:26


ŞANLIURFA ŞEHİR MARKALARI

Markanız 1 yıl boyunca, Urfanatik'te, bu alanda! Arayın...

+90 (532) 175 0403
Reklam bilgi

Anket Şanlıurfa'nın en güzel yemeğini seçiyoruz