6 Şubat 2024

Evet tam bir yıl geçti o felaketin üzerinden. Hemen herkesin bir tanıdığını kaybettiği felaketin yıldönümü. Bazen ihmallerin, bazen de yetiştirememenin üzüntüsünün yaşandığı tarih.

Peki ders aldık mı ?

Bazılarına göre evet. Ama çoğuna göre hayır.

Bakın bununla ilgili bir genç kızımızın hikayesini size anlatmaya çalışayım. Yıldönümün yaklaşmasıyla birlikte televizyonda yine deprem ile ilgili programlar yapılmaya başlandığı gibi siyasilerin vaatler yarışına girdiği bir gündü.

Babasıyla birlikte televizyon izleyen deprem mağduru annesini ve kardeşlerini kaybeden  18 yaşındaki genç kız birden irkildi.

Televizyonu kapatır mısın baba dedi,

Babası neden kızım?

Genç kız, Bu adamları görünce çok korkuyorum dedi.

Bu adamlar dediği seçilmiş yöneticilerimiz.

Baba kızının korkusunun önünü kesmek istedi, "ama ben onları seviyorum!" dedi

Kızın cevabı daha şaşırtıcıydı; "o zaman senden de korkuyorum baba" dedi ve devam etti. Çocuklarının üzerine düşmeyenler yalancıların ağzının içine düşerse, babaların günahları da çocukların ömrüne düşer.

Ne yaptılar da bunları bu kadar çok sevdin ?

Enkaz altında sevdiklerimiz günlerce sesimizi duyan var mı dedi

Bunlar duymadılar.

Yardım edin dediler

Çaresizce bizlerde onlarda bekledik. Bunlar yardım etmediler veya iş işten geçtikten sonra ortaya çıktılar.

Oysa hepsinin sıcak yuvaları , mutlu fotoğrafları, çocukları ,anneleri, babaları, dedeleri nineleri ve en önemlisi hayalleri, umutları ve gelecekle ilgili beklentileri vardı. Ama şimdi yoklar.

Sonrasında baba

Bazıları kefen bulamadı.

Bazılarının cenazeleri olmadan Gıyabi Cenaze Namazı kılındı.

Bazıları ise toplu gömüldüler.

Peki baba

Ruhsat veren, kolon kesen, malzemeden çalanların failleri bulundu mu ?

Yok

Ceza alan var mı?

Yok

Ders alan veya çıkaran var mı?

Yok

Hatta yetkililer başta çıkıp 50 bin kişi öldü dedi.

Şimdiki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı ve o zamanın İmar ve İskan Bakanı birkaç gün önce 130 bin dedi.

İlin Valisi 300 bin kişi öldü dedi.

Ölülerini bile hatırlamayanları mı seviyorsun baba sen.

Kısacası baba

Geçmişin acı izleriyle

Geleceğin kaygısıyla

Ve anların israfıyla kendinizi ihmal etmeye devam mı baba.

O zaman. ben dışarı gidiyorum sen Televizyon da sevdiklerini izlemeye devam et dedi ve yaşlı gözlerle dışarı çıktı. Çünkü genç kızın puslu hatıralarında hiçbir kayıt silinmemişti.

Sonuç olarak eğer yanlıştan daha büyük olan bir hata varsa, bu da geçmişinden ders çıkarmamaktır.

Tamam geçmiş dönülmez bir mecra olabilir ama gelecekte geçmişin bir yansımasıdır.

Yoksa unuttuk mu ?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Orhan Aslan - Mesaj Gönder




Anket Size göre Şanlıurfa'nın en önemli sorunu nedir?
Tüm anketler